Gece Seni Seçti! Ölümün Doğuşun Olacak! Mavi Çaylaklar ve Kırmızı Çaylakların Birlikte Yaşadığı Bu Evde Gün Olmayacak!
 
AnasayfaKapıTakvimAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Gece Evi Tekrar Doğruyor (: Haydiyin Eğlenelim ve Canlandıralım bu Sayede Büyük Bir Site Olalıım (:

Paylaş | 
 

 cLara jonés

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
cLara jonés

avatar

Oda Arkadaşı : yk..
Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 24
İş/Hobiler : vampir sosyolojisi profösörüym..
Nerden : New York.. bRookLyn...
Lakap : farketmez ya.. takıL kafana göre :)

MesajKonu: cLara jonés   Çarş. Haz. 16, 2010 2:34 pm

Öyle gerçekti ki. Yüzü, elleri, nefesi, dokunuşu… Hayalden, bir rüyadan öyle uzaktı ki. Hiç olmadığım kadar canlı hissediyordu Emma. O kadar emindi ki gerçek olduğuna kendi gerçekliğinden, canlılığından emin olamıyordu. Tekrar görmek istiyordu onu. “ Chuck. Gel. Ne olur tekrar gel.” Diye düşüp duruyordu. O anı tekrar tekrar hatırlıyordu.
Ona verdiği isim buydu. CHUCK…
Chuck pencereden içeri girdi. Öyle ışık saçıyordu ki çevresine istemeden gözlerini kırpıştırdı. Emma Chuck’ın büyüsüne kapılmış giderken onu uyandıran ve sonra yine bambaşka dünyalara götüren yine Chuck’ın sesi oldu. “Merhaba!” Emma cevap vermek istedi ancak yapamadı. Sadece kekeleyebiliyordu. Bunun onu ne kadar küçük düşürdüğünü fark edip kendine geldi ve “mer-merhaba” diyebildi. Chuck gülümsedi. Gülümseyişi de çevresine ışık saçıyordu. Sonra Chuck konuşmaya başladı. Ama Emma onun sesine konsantre olamıyordu bir türlü. Ses dağılıyordu ve garip bir gürültü onu duymasına izin vermiyordu. Chuck’ın dudaklarının kıpırdadığını gördükçe konuştuğundan emin oldu. Ama onu duyamamak –o büyülü sesini duyamamak- Emma’yı gerçekten kahrediyordu. Ağlamaya başladı. Emma ağladıkça Chuck gülümsüyordu. Sanki bundan zevk alıyor gibiydi ve Emma bunu gördükçe daha da çok ağlıyordu…
En son bir çığlık atarak uyandı. Uyandı ama ağlaması dinmemişti bir türlü. Şimdi de bunun bir rüya olduğuna ağlıyordu. Emma onu bir daha görememekten deli gibi korkuyordu. Evet, onun acısından zevk alıyordu Chuck ancak Emma’nın umurunda değildi. Tekrar görmek istiyordu. Ne pahasına olursa olsun bir kez daha görmek ve gülüşünü görebilmek…
İstediği oldu. Emma bir gece daha rüyasında gördü onu. Yine aynı büyüleyici yakışıklılığıyla… Dün gece gördüğünün aynılarını gördü tekrar. Yine hıçkırarak uyandı. Chuck’ın ona acı verdiğini biliyordu ama yine de görmek istiyordu onu.
Ama olmadı. Bir daha göremedi onu. Aylarca bekledi tekrar rüyasına gelmesini. Zaten bir rüya olması Emma’yı çok üzüyordu, üstüne bir daha gelmemesi de eklenince acısı dayanılmaz oldu. Sürekli onu düşünüyordu. Odasının camından içeri girişini, merhaba diyişini, gülümsemesini… Bekledi, bekledi ama Chuck rüyasına gelmedi.
O rüyadan 4 ay sonra kendini zor da olsa toparladı. Tabi hep aklının bir köşesinde vardı. Her gece uyumadan önce dua ediyordu gelsin diye ama eskisi gibi değildi. Hayatına devam ediyordu.
Bir gün arkadaşlarıyla dışarı çıktı. Bir yere oturup sohbet ediyorlardı. En yakın arkadaşı Angel’in durumdan haberi vardı ve Emma’nın iyileşmesi için çok uğraşmıştı. Ancak diğer arkadaşları durumu bilmiyordu. Hepsi özellikle çocukluk aşkı ve eski sevgilisi Dan onun için endişeleniyordu ama bir şey soramıyordu çünkü yanlış bir şey söylemekten korkuyordu. Ama dayanamadı. “ Emma! Birkaç aydır kendinde değilsin. Sanki aramızda değil gibisin. Susuyorsun, hiçbir şey anlatmıyorsun. Yemiyorsun, içmiyorsun. Tanrı aşkına neyin var senin!?” Emma Dan’in böyle bir çıkış yapmasına şaşırdı önce. Ancak sonra neyden bahsettiğini anladı. Konuyu bilmiyordu ama bir değişiklik olduğunun farkındaydı. Değişiklik mi? Emma bu düşünceyle sarsıldı. Değişmiş miydi? Eskisi gibi değil miydi? O (adını kullanmak istemiyordu çünkü bunun onu tekrar üzeceğini biliyordu) Emma’yı değiştirmiş miydi? Sonra herkesin kendisine baktığını ve bir cevap beklediklerini fark etti. “ Dan, üzgünüm. Ben, ben farkında değildim. Sadece biraz dalmışım o kadar. Üzgünüm.” Dan bu sefer suçluluk hissi duydu. “Ben de üzgünüm. Senin için. Yani sana ne olduğunun anlayamıyorum. Olayların dışında kalmak, senin için bir şey yapamamak beni delirtiyor. Affet beni. Seni üzmek istemedim…” Emma önemli değil bakışıyla baktı ve hafifçe Dan’in omzuna vurdu. Dan gülümsedi ve öyle bir bakış attı ki Emma’ya.. Emma sanki her şeyi unutmuş gibi oldu. O hiç rüyasına gelmemiş gibi oldu. Dan Emma’nın gözlerinin içine bakıyordu. Emma yeniden aşık oldu. Yanlarındaki herkesi unuttu ve Dan’in boynuna sarıldı. Ağlamaya başladı. Dan olanlara yine anlam veremiyordu ama garip bir şekilde mutluydu. Emma, çocukluk aşkı, kollarındaydı. Sonra birbirlerine baktılar ve ikisi de kahkahayı patlattılar.
Angel Emma’yı aylar sonra ilk defa böyle mutlu görüyordü. Sessiz bir dua gönderdi Tanrı’ya “teşekkürler!”
Dan “Emma benimle biraz dışarı gelebilir misin?” dedi. Emma başını salladı ve dışarı çıktılar. Dan biraz endişeli gibiydi. Ama şimdi söylemezse bir daha hiç şansı olmayabilirdi. “ Bak Emma, beni uzun zamandır tanıyorsun ve bu tarz konuşmaları beceremediğimi biliyorsun. Neyse hemen konuya gireceğim. Ben seni üzgün görmeye dayanamıyorum Emma. Sen, sen hep mutlu ol istiyorum. Yüzünde hep bir tebessüm olsun istiyorum. Yüzünde tebessümün olduğunu istemem gibi, ellerinin ellerimde olmasını istiyorum.” Emma böyle bir şey duyacağını tahmin ediyordu ancak Dan’in düşüncellerini böyle güzel ifade edebileceğini sanmıyordu. Tam ağzını açacak oldu ki Dan iki parmağını Emma’nın dudağına götürerek onu susturdu. Bu kısa dokunuş Emma’yı çok etkiledi. Çünkü ona bir şeyi hatırlatıyordu. Birini hatırlatıyordu. CHUCK… Emma onu düşünürken Dan konuşmaya devam etti. Emma hemen bu düşüncelerden sıyrıldı ve Dan’i dinlemeye devam etti. Dan “ Belki senin isteyeceğin bir erkek değilim. Belki bir kas yığınından oluşmuyorum ancak sana söz verebilirim.” Emma kaşlarını merakla kaldırdı ve “ Ne konuda?” diye sordu. Dan devam etti “ Seni hayatta başına gelebilecek en kötü şeylerden bile korurum. Koruyabilirim. Belki şaşırıyorsundur. Sana karşı yıllardır beslediğim aşk öyle büyüdü ki her şeyi birlikte el ele, omuz omuza aşacak kadar güçlü hissediyorum kendimi. Lütfen Emma, lütfen bana bir şans ver.” Emma Dan’in söylediklerinden öyle etkilenmişti ki kendi dudağını Dan’in dudaklarında buldu. Onlar bu duygusal anı paylaşırken çevrenin farkında değillerdi.
Emma’nın başını çekmesiyle Chuck’ı orada görmesi bir oldu. Chuck öfkeden, kıskançlıktan kudurmuş gibi bakıyordu. Emma bunu görünce Dan’i bir kez daha öptü ve Chuck aynı anda Dan’in üstüne atladı. Sonra bir gürültü koptu. Emma onları ayırmak isteyerek aralarına girdi. Chuck ile göz göze geldiler. Chuck Emma’yı kolundan tuttu ve çok hızlı bir şekilde oradan uzaklaştılar. Dan olayın şokunu atlatamadı ve sonra Emma’nın gittiğini fark etti. Emma’nın onu kullandığını düşündü. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Hemen bir taksi çevirdi ve kimsenin bu halini görmemesi için eve gitti.
Emma olanlara anlam veremiyordu. Dan ona onu sevdiğini söylemişti. Emma Dan ile birlikte olursa her şeyi eski haline getirme şansını elde edeceğini biliyordu fakat tam o sırada her şeyi alt üst eden rüyalarındaki adam etten kemikten karşısında duruyordu. Ama olamazdı bu. Chuck. Chuck’ı rüyasında görmüştü o. Chuck gerçek değildi. Olamazdı. Peki nasıl Dan’i yerle bir etmişti? Nasıl karşısındaydı ve onu kucağında bir yere götürüyordu?
Bir yere götürüyordu. Bu sözcükler Emma’yı kendine getirdi. Nereye gidiyorlardı? Bu soruyu bir de dışından Chuck’a yöneltti “ Hey! Beni nereye götürüyorsun?” Chuck Emma’ya baktı ve “ Dünya’nın sonuna kadar birlikte olabileceğimiz bir yere. Sonsuza kadar yaşayabilmen için elimden geleni yapacağım Aşkım ve bunu yapmam için oraya gitmemiz lazım” Emma sesini böylesine güzel hatırlamıyordu. Sesiyle kendinden geçti. Söylediklerini düşünemiyordu bile. Tek anladığı sonsuza kadar yaşaman için elinden geleni yapacağıydı. Sonsuza kadar birlikte yaşayacaklardı. Sonsuza kadar. Ne? “ Sonsuza kadar yaşamam için elinden geleni mi yapacaksın? Sen sonsuza kadar yaşayacak mısın da? Ne demek istediğini anlayamıyorum.” Chuck’ın yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.Bambaşka bir hayatın olacak artık. Ölümsüz bir hayatın olacak…” Chuck’ın ağzından çıkan bu sözler Emma’da bir şok etkisi yarattı. İçinden dua etti “ Tanrım! Lütfen sandığım şey olmasın. Lütfen!!!” Ne sanıyordu ki Emma? Her şey zihninde oluşmaya başladı sonra. Chuck onu dönüştürecekti. Emma bir vampir olacaktı. Chuck hayatının değişeceğini söylerken bunu kastediyordu. Chuck ile birlikte sonsuza kadar yaşayacaklardı. Emma gitmek isterse ( dönüştükten sonra ) Chuck gitmesine izin verecek miydi? Peki ya Emma dönüşmek istemezse? “ Bunun olmasını istemiyorum. Dönüşmek istemiyorum! Vampir olmak istemiyorum!” Chuck Emma’nın bu sözlerinin ardından bir kahkaha patlattı. “ Ah, siz salak insanlar. Sana istediğini soran oldu mu? Seni dönüştüreceğim ve bunun için senden izin almıyorum!” İşte şimdi Emma korkmaya başlamıştı. Neler olacaktı? Sonra kendini sakinleştirdi ve bir plan kurmaya karar verdi. Eğer vampir olursa Dan yine de onu kabul eder miydi? Eğer edecekse, Emma dönüşmeye hazırdı. Belki Chuck haklıydı. Eğer dönüşürse Emma’nın daha kolay bir hayatı olabilirdi. Hem de dönüşmesi Chuck’tan kurtulması için tek yoldu.
Chuck’tan kurtulmak… Birkaç gün öncesine kadar rüyalarını süsleyene Chuck’tan neden kurtulmak istiyordu? Cevap kendi zihninde kısa sürede oluştu. Çünkü aşıktı. Ama bir başkasına. Dan’e. Dan’e aşıktı ve ona gitmek için elinden geleni yapacaktı. Bu kararı verdi ve Chuck’a karşı koymayı bıraktı.
Bir yere gelmişlerdi. Karanlık ve pas kokulu bir yer. Emma buranın yerin altında olduğunu tahmin ediyordu çünkü burası nemliydi ve duvarlarda yosunlar vardı. Bir odaya girdiklerini fark etti ve….




Neler oluyor? Niçin farklı hissediyorum? Yoksa dönüşmüş müydü? Elini boynuna götürdü. Bir kabuk oluştuğunu fark etti. Dönüşmüştü. Ağzında yanma hissi olacağını falan sanıyordu ama yoktu. Yada gördüğü her şeyi yemek isteyeceğini düşünmüştü ama istemiyordu. Eski halinden tek farkı güzel hissediyordu. Canlı ve güzel. Oldukça güzel. Ayağa kalktı ve etrafta kendini görebileceği bir şey aradı. Hiçbir şey yoktu. Sonra yerdeki su birikintisini gördü. Başına geçti ve kendine baktı. Her tarafı kan içindeydi. Isırık izleriyle doluydu. Saçları aynıydı. Gözleri, gözlerinde kırmızı bir parlaklık yoktu.
Kendine bakmaktan vazgeçti ve buradan çıkmanın bir yolunu aramaya başladı. İçeri girdiklerini hatırladığı bir kapı vardı. Kapıyı biraz zorladı ve kapı hemen açıldı. Koşmaya başladı. Sadece koşuyordu. Uzağa, uzağa, daha uzağa… İç güdüleri onu dışarı çıkarttı. O haliyle herkes ona dik dik bakıyordu. Birinden telefon istedi. Adam Emma’yı görünce hemen telefonu ona verdi. Emma Dan’i aradı. Dan ikinci çalıştı açtı. “Dan! Ben Emma. O adam beni kaçırdı. Şimdi nerede olduğumu bilmiyorum. Lütfen yardım et.” Dan cevap verdi “ Tamam. Sakin ol Emma. Çevrende neler var bana onu söyle.” Emma çevresine bakındı. Dan’e alışveriş merkezi olduğunu söyledi. Dan “ Peki. Ben hemen oraya geliyorum. Sen bir yere ayrılma.” Emma telefonu kapattı ve adama geri verdi. Adam telefonu aldı ve hızla oradan uzaklaştı.
Yaklaşık 15 dakika sonra Emma Dan’in arabasını gördü. Dan hemen arabadan indi ve Emma’nın yanına koştu. “ Emma sana ne oldu böyle?” Emma kendini çok yorgun hissediyordu. Söyleyebildiği sadece “ Ben… Vampir… Özür dilerim…” oldu. Gerçekler Dan’in yüzüne tokat gibi çarptı. Hızlı düşünmeye başladı. Emma vampir olmuştu. Ama Dan onu seviyordu. Evet, ne olursan olsun Dan onu seviyordu ve vazgeçmeyecekti. Emma’ya cevap verdi. “ Tamam aşkım. Hallederiz. Her şeyin üstünden birlikte omuz omuza geleceğiz demedik mi? Geçecek canım… Geçecek… Mutlu olacağız.” Bu sözler Emma’yı rahatlatmıştı.
Gerçek aşk bu olmalıydı. Sevdiğin ne olursa olsun vazgeçmeden onu sevmek. Sonuna kadar, sonsuza kadar olmasa da sevmek. Dan onu seviyordu. Vampir olması önemli değildi…
Dan Emma’yı bir hastaneye götürdü. Hastanedeki doktorlar Emma’yı bir vampirin ısırdığını ancak Emma’nın dönüşmediğini söylediler. İkisi de çok mutlu oldu. Hem Emma zor bir dönem atlatmak zorunda değildi hem de aşkları zorlu bir sınava atlatmıştı.
Birbirlerine sıkı sıkıya bağlandılar. Aşklarını herkes biliyordu. Dan Emma’ya bir daha yanından ayrılmayacağına dair söz vermişti.
Artık mutlu olacaklarına inanıyorlardı.
Birkaç yıl sonra evlendiler. Artık mutluydular.
Ta ki Chuck tekrar Emma’nın rüyasına girene kadar…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Natalia Ellié O'rélia
Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
avatar

Oda Arkadaşı : Natalia Aphrodite Tesher...Ruh ikizim :D Şu rpgyi bitirsek iyi olucak aslında ama kısmet olmuyo bi türlü :D
Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 30/05/10
Yaş : 23
İş/Hobiler : Yorma beni ya!
Nerden : Moskova
Lakap : Adımı beğenmiyorsan benimle konuşma zahmetine girme bence!

MesajKonu: Geri: cLara jonés   Çarş. Haz. 16, 2010 4:42 pm

Yazım hatası yok . Uzunluk gayet iyi . Konu akıcı ve harika . Gerçekten okuduğum en sürükleyici rpglerden biri . Tebrikler...

*92

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
cLara jonés
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Role Play Bölümü :: Role Play Puanlatma-
Buraya geçin: