Gece Seni Seçti! Ölümün Doğuşun Olacak! Mavi Çaylaklar ve Kırmızı Çaylakların Birlikte Yaşadığı Bu Evde Gün Olmayacak!
 
AnasayfaKapıTakvimAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Gece Evi Tekrar Doğruyor (: Haydiyin Eğlenelim ve Canlandıralım bu Sayede Büyük Bir Site Olalıım (:

Paylaş | 
 

 Nick Ryan

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nick Ryan Wayland
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
avatar

Oda Arkadaşı : -
Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 18/07/10
Yaş : 24
Nerden : USA .)
Lakap : Can-kun ^^by Ekin^^ -Sen Yine de Sakın Bana Lakap Takma!-

MesajKonu: Nick Ryan   Paz Tem. 18, 2010 11:15 pm

Jacquelie gideli iki ay oldu. Ve gittiğinden beri hala
hayatta olduğunu gösteren, sadece attığı şu mesajdı:

İyiyim. Artık
merak etme beni. Ve senden son ricam; yüreğinin götürdüğü yere git.

Yaşanan
onca şeyin ardından Jacquelie’nin Thomas’a sadece bu mesajı atması,
Thomas’ı hayal kırıklığına uğratmıştı.Hissettiği duygular çok garipti. Korku, yalnızlık,
pişmanlık, karamsarlık, hayal kırıklığı.. Bunların hiçbiri değildi.
Hepsiydi. Bunları içinden nasıl atacağına dair en ufak fikri yoktu.
Neyi, nasıl yapacağını bilmiyordu.


Bir gün yine amaçsız otururken aklına
Elie’ye mektup yazmak gelmişti. Evet, yazacaktı. İçinde ne varsa
söyleyecekti. Belki bu şekilde o hislerden kurtulabilirdi. Sonra Elie’ye
verdiği sözü hatırladı. “Birbirimize asla yazmayacağız.”Ama yine de
yazacaktı. Çünkü eğer hissettikleri içinde kalırsa kalbinde pıhtı
oluştururdu. En sonunda patlardı. O yüzden Thomas hemen eline kağıt ve
kalem aldı ve kağıda şunları yazdı…



İlk Aşkım! Elie!

Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu
satırlar asla uçup, Amerika’ya, senin eline konmayacaklar. Döndüğünde
–yani eğer dönersen- ve ben artık burada olmazsam bile bu satırlar seni
karşılayacaklar. Benim yerime bu mektup bekleyecek seni. Neden mi böyle
söylüyorum? Çünkü aradan bir ay bile geçmeden hayatımda ilk kez bu
kadar ağır bir biçimde hastalandım. Bu yüzden şimdi kafam çok karışık.
Olasılıklar sürekli uçuşuyor.


İlk ihtimal bir gün sen geldiğinde
burada kapıyı açıp, seni kucaklayamayabilirim. Hastalığım ciddi Elie.
Doktorlara kalsa şuan hastanede olurdum. Dolayısıyla sana bu satırları
yazamazdım. Eğer hastanede kalsaydım “belki” kurtulma şansım varmış.
Öyle dediler. Tabi bunu umursamadım. Sensiz zaten yaşamak zulüm.
Biliyorum, dönme ihtimalin var. Ama sen dönünce hiçbir şeyin eskisi gibi
olmayacağını da biliyorum. Bu yüzden ha evimde ölmüşüm, ha hastanede.
Ben zaten sen yokken her gün ölüyorum!


Evim, evimiz.. Bu evin yalnızlığı
içinde aylak aylak otururken seninle birlikte geçen yıllara ait
anlaşmazlıklar ve kırgınlıklar gözümün önünden geçip gittiler. O kadar
çoklar ki… Sen çareyi benden uzaklaşmakta buldun. Uzaklaşmak. Adına
böyle dedin çünkü ayrılmak demek ikimizi üzerdi. Ben, gerçeği yavaş
yavaş kabulleniyorum.Ev ile bahçe arasında mekik dokurken, seninle ilgili
düşünceler: ısrarcı, hatta gerçek bir saplantı halini aldılar. Pek çok
kez telefona gittim. Hatta numarayı bile çevirdim. Ama hemen sonra
kapattım.


Bu akşam her zaman oturduğum koltuğumda –karşımda bozluk,
çevremde sessizlik- hangisinin doğru olacağını sordum kendi kendime.
Tabi benim için değil. Senin için hangisinin iyi olacağını…Ya sen kapıyı açtığında seni
sevinçle karşılayan ben yerine, bir süredir yaşanmayan bomboş bir ev
bulursan ne yapardın? Amacına ulaşmamış bir dönüşten daha kötü ne
olabilir?


Bir de şu ihtimal var. Ya sen ordayken benim ölümümü
bildiren bir telefon gelse sana. Benim sana ihanet ettiğimi düşünmez
miydin? Ya da seninle inatlaştığımı? ‘Gördün mü? Sen beni habersiz
bırakırsan, ben de böyle habersiz çekip giderim işte’ der gibi.


Bu bir bumerang değil ki
karşılıklı zıtlaşalım. Ama bu bir girdap. Böyle bir şeyi atlatman kolay
olmazdı. Sevdiğin insana söylemek istediklerin içinde kalır. (belki sana
haber verirsem gelir ve söylemek istediğin her şeyi söyleme şansı
bulursun) Bir şeyler söylemek istediğin insan toprağın altındadır. Artık
kucaklayamazsın onu. Gözlerinin içine bakamazsın. Günler geçiyor ve ben
bir karar alamıyorum. Öyle ya da böyle bir karar vermek için çok geç
kalmaktan korkuyorum.


En iyisi akışına bırakmak galiba. Ama bilmek istediğim
tek bir şey var. ‘Mutlu musun Elie?’


Ben bunları yazarken sen
Amerika’dasın.Ve sen bunları okurken burada, evimizde, olacaksın. Ve belki de benim eşyalarım çoktan
tavan arasına kalkmış, hatta çoktan toz tutmuş olacaklar bile. Acaba
sözlerim kalan hayatını kurtarabilecek mi? Böyle bir iddiam yok. Belki
kalan hayatını benden iyice nefret ederek geçireceksin. Kötü
yaşanmışlıklar iyice pekişecek içinde.Beni, belki de uzlaşmazlıktan
merhamete uzanan o esrarengiz yolu aşmışsan anlayabileceksin.


Merhamet diyorum dikkat et,
ıstırap değil. Eğer hissettiğin merhamet değil de ıstırap olursa, işte o
zaman gecelerini sana zehir eden kötü ruhlara dönüşürüm. Ama
istemezsen, alçak gönüllü olmaktansa basit biri olmayı seçersen, susmak
varken ben de bir şeyler yaparım. Lambalar patlar, tabaklar raflardan
iner…Hayır,
tabi bunların hiç birini yapmam. Eğer seni o şekilde görürsem
(görebilme şansım olursa eğer) boşa geçirilmiş bir hayat gördüğüm zaman
nasıl üzülürsem o şekilde üzüleceğim.


Aşkı tamamlayamamış bir yaşam beni
hep hüzünlendirir.Hatırlıyor musun? Bir kere denizden atılan havai
fişekleri izlemek için iskeleye gitmiştik. Havai fişeklerin yarısı
gökyüzünün en tepesine çıkıyor ve orada patlıyorlardı. Diğer yarısı ise
yarısında patlıyorlardı. Bizi düşündüğümde hep bu görüntü geliyor işte
aklıma. Yukarı tırmanmak varken yarıda kalan havai fişekler.


Unutmadan! Bana gönderdiğin o
mesajı anımsadım şimdi. Gerçekten, bana o mesajı layık gördüğün için
teşekkür ederim. Ama şunu hep bil.


Yüreğim beni, yüreğinden başka bir
yere götürmüyor!


Thomas..

Thomas’ın gözyaşlarının kağıtta bazı bölgelerdeki
mürekkebi dağıtarak yazdığı mektubu, Jacquelie -Thomas’ın da dediği
gibi- uzun süredir girilmemiş bomboş evde hıçkırarak okuyordu…

Not: Yazıyı Word'de yazdım ve buraya yapıştırınca böyle oldu. Kesinlikle uzatmaya çalışmakla alakası yok.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Nick Ryan   Ptsi Tem. 19, 2010 12:53 am

Betimleme:30/15
Uzunluk:20/17
Kurgu:20/20
Noktalama:10/10
Renk Uyumu:10/10
Akıcılık:10/10
_____________________ +__

Toplam: 87
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Nick Ryan
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Role Play Bölümü :: Role Play Puanlatma-
Buraya geçin: