Gece Seni Seçti! Ölümün Doğuşun Olacak! Mavi Çaylaklar ve Kırmızı Çaylakların Birlikte Yaşadığı Bu Evde Gün Olmayacak!
 
AnasayfaKapıTakvimAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Gece Evi Tekrar Doğruyor (: Haydiyin Eğlenelim ve Canlandıralım bu Sayede Büyük Bir Site Olalıım (:

Paylaş | 
 

 Daisy~

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Daisy Moor
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 80
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 80
avatar

Oda Arkadaşı : Aranıyor !
Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 24/07/10
Yaş : 22
Lakap : Das, D.

MesajKonu: Daisy~   C.tesi Tem. 24, 2010 1:04 am

Gözlerimden akan bu inatçı ve hırçın yaşları durduramıyordum. Yağmur damlalarıyla karışan bu yaşlar dudaklarımdan çeneme doğru yol alıyordu. Onları sinirli bir şekilde elimin tersiyle sildim. Yağmur damlaları bütün vücudumu sırılsıklam yapmıştı. Ürperdim. Telefonum inatçı bir şekilde çalmaya başladı. kahverengi,deri ve oldukça büyük olan çantamdan telefonumu aldım.

“Alo?”

“Bianca? Nerde kaldın? Çabuk ol!”

“Yoldayım. Geliyorum. Cenaze töreni..başladı mı?” Olmayan sesim gitgide kısıldı.

“Hayır.”dedi telefonun ucundaki diğer ses.

“Tamam. Geliyorum.”diye tekrarladım çıkmayan sesimle.

Yaklaşık 30 saat önceki görüntüler geldi aklıma. Üzerimize doğru gelen kamyon. Sonra gözlerimi açtığımda üzerime üzerime gelen soluk, griye dönmüş hastahane duvarları… Beni yerimden sıçratan çığlıklar ve ağlama sesleri… Ardından en beter duygu! Boşluk! Anne ve babanın yok oluşu!

En son hatırladığım annemin kamyon üzerimize gelirken babama “Dikkat Et!” diye bağırmasıydı.

Sonrası… Acı kayıplar! Keşke..Keşke ben de ölseydim! Bu koskoca dünyada bir hiç uğruna yaşamak yerine keşke ben de ölseydim!

* * *

Cenaze Töreni:

Herkesin “Başın sağolsun” demesinden kurtulduğum an anne ve babamın mezarına doğru yürüdüm. Elimi toprağın üzerinde gezdirdim. Ağlıyordum. İçim acıyordu! Herşeyden nefret ediyordum. Kendi kendime sordum:

“Ben bunları yaşayacak naptım?”

Bu haksızlıktı. Neden ben? Neden benim ailem? Neden üzülen ben olmuştum? Bu tamamen haksızlıktı!

Gözyaşlarımı aceleyle sildim ve ayağa kalktım. Mezarlıktan çıktım. Bir süre sonra kendimi dar bir sokakta buldum. Binalar üstüme üstüme geliyordu. Nereye gittiğimi bilmiyordum… Sadece yürüyordum. Yalnızlığa alışmaya çalışarak, boşluğun içimdeki derin acısını hissederek yürüyordum.

Bir Ay Sonra:

Kalbimdeki derin boşluğun yerini acı almıştı.Gün geçtikçe yokluğun hissini daha çok farkediyordum.Acıyordu..Çok canım acıyordu..Kafamı dağatmak için sokakta yürümeye başlamıştım.Boş boş bakınıyordum sadece.Arkamdan biri seslendi. İrkildim.

“Bayan? Bakar mısınız?” Başımı sesin geldiği yöne doğru çevirdim.Biri arkamdan koşuyordu.

“Atkınızı düşürmüşsünüz.”dedi arkamdan koşan kişi.

Aman Tanrım! Bu da kimdi böyle? Hani olur ya tam umudunuzu kesmişken hayattan, biri sizi yeniden döndür bu hayata. Yaşama sebebiniz olur. “İşte benim sebebim.” Diye mırıldandım kendi kendime. “Beni hayata bağlayan sebep!”

“Buyrun.”diye uzattı atkımı.

“Ben çok teşekkür ederim..” diyebildim sadece.

“Sorun değil.” Dedi.

“Ahh.Bu arada. Benim adım Bianca.” Tanımadğım insanlara adımı söylemek tabi ki huyum değildi. Ama bu başkaydı. Onu tanımam gerekiyordu.

“Ben Kevin.” Dedi o yumuşacık melodi gibi çıkan sesiyle. Ve devam etti:

“İzin verin size bir kahve ısmarlayayım. Çok üşümüş gözüküyorsunuz.”

“Olur.”diye onayladım hiç düşünmeden. Bu fırsatı kaçıramazdım.

Bir cafeye geldik. Çok hoş bir cafeydi. Duvarları antika işlemeler ile süslüydü. Masaları antika gibiydi ve tahtaydı. Duvarlarda acayip tablolar ve resimler vardı. Çok hoşuma gitmişti..

Onu incelemeye başladım. Yemyeşil gözleri sapsarı saçlarının altında çok belli olmuyordu. Ama gözlerinin güzelliği örtülecek gibi değildi.

Garson yanımıza geldi ve kahvelerimizi söyledik. Bir süre sonra kahvelerimiz geldi ve yavaş yavaş yudumlamaya bir andan da konuşmaya başladık.

Bana klasik tanışma-kaynaşma sorularından soruyordu. Hiç usanmadan karşımdaki büyüleyici insana cevapları veriyordum. Sonra bir an duraksadı.

“Şey.. Acaba telefon numaranı istesem çok bu ayıp olur? Seni ararım..Ve..Takılırız.. Sen iyi birisin. Seninle iyi anlaşacağımı düşünüyorum.” dedi masum bir şekilde.

“Yo..Hayır..Tabiki de bir sorun olmaz. “dedim ve çapraz askılı postacı çantasına benzeyen çantamdan bir kalem ve not defteri çıkardım. Numaramı titreyen ellerimle zar zor yazdım ve kağıdı ona uzattım. Masumca gülümsedi. Kendi kendime sordum. Böyle bir insan nasıl yaratılabilirdi? Ne muhteşem biriydi bu böyle.. Tam olarak KUSURSUZ biriydi. Büyüleyiciydi.

* * *

Bir kaç kez buluştuk. Son buluşmamızda garipti. Bana bir şeyler söylemeye çalışıyordu ama bir türlü açıklayamıyordu. Ben ona aşık gözlerle bakıyor, o karşımda kıvranıyordu..

* * *
Birkaç gün sonra Kevin beni aradı. Beni bir yere davet etti. Ertesi gün de bir yere gittik. Çok hoş vakitler geçiriyorduk. Bu benim hayatta en çok zevk aldığım şeydi. Yine birgün bana beni biriyle tanıştıracağını söyledi. İlk buluştuğumuz cafeye çağırdı beni. Meraklı bir şekilde gittim. Yanında bir kız oturuyordu.

“Selam.” Dedim.

“Hoş geldin Bianca.” Dedi hayatımın anlamı.Yanındaki kızla da el sıkıştım.

“Ihh.Şey..Ben seni buraya sevgilimle tanıştırmak için çağırdım. Sen benim en yakın arkadaşımsın. Bunu bilmek hakkın.Bu Melissa. ” Dedi ve koskocaman gülümsedi. Kız esmerdi. Kahverengi koskocaman gözleri vardı. Dikkatli incelendiğinde çok güzel olmasa da karşıdan hoş gözüküyordu. Kevin'ın sevebileceği kadar hoş..

Olamazdı.Bu mümkün değildi! Dünya başıma yıkılmıştı.Gözümden yaşlar süzülüyordu. Beni sadece arkadaşı olarak mı görüyordu? O başkasını mı seviyordu? Benim hayatımın anlamı ellerimin arasından kayıp gitmişti. Artık yaşamak için hiçbir sebebim kalmamıştı. Yaşama tutunduğum tek dal da kırılmıştı. Allahım! Napacaktım şimdi? ..

“Bianca? Noldu?” dedi telaşlı bir şekilde.

“Ben sadece senin adına çok sevindim” diyebildim gözümden yaşlar akarken.”Benim gitmem lazım.” Dedim ve arkama bakmadan koşarak çıktım.

Bu kadar acıyı bu güçsüz bedenim kaldırmıyordu artık.Yapamıyordum.Olmuyordu.O beni hayata geri döndürmüştü. Ama o da ellerimin arasından kayıp gitti.

Eve geldim. Balkon kapısını açtım ve bağırmaya,hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Canım o kadar acıyordu ki.. Bu lanet hayatta yaşamak istemiyordum. İstemiyordum işte. Tam hayata döndüm derken yine mahvolmuştum. Parçalarım her tarafa savrulmuştu adeta. Kurtulamazdım artık. Olmazdı. Yaşamamın bir sebebi yoktu.. Kararlıydım. Beni huzura kavuşturacak tek şey : Ölüm.

“Anne! Baba! Yanınıza geliyorum!” diye haykırdım. Gözümdeki yaşlar dinmiyordu. Yaşamak istemiyordum artık. Bu acıyla yaşamak istemiyordum. Kendimi camdan aşağı bıraktım.. Kuş gibi…Özgürlüğü tatmıştım.. İlk ve son defa..

Not: Başka bir sitede yaptığım Rp'dir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aurelia Séptember Qixinâ
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
avatar

Oda Arkadaşı : Undine Lissa O'Shéa.
Mesaj Sayısı : 120
Kayıt tarihi : 22/07/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Çaylak / Kitap okumak.
Nerden : Evinden.
Lakap : Séph.

MesajKonu: Geri: Daisy~   C.tesi Tem. 24, 2010 1:22 am

Betimleme:30/17
Uzunluk:20/18
Kurgu:20/20
Noktalama:10/8
Renk Uyumu:10/8
Akıcılık:10/9
_____________________ +__

Toplam: 80!

Adınızı lütfen değiştiriniz. Sitemizde özel karakterler bulunmamaktadır!

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Daisy~
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Role Play Bölümü :: Role Play Puanlatma-
Buraya geçin: