Gece Seni Seçti! Ölümün Doğuşun Olacak! Mavi Çaylaklar ve Kırmızı Çaylakların Birlikte Yaşadığı Bu Evde Gün Olmayacak!
 
AnasayfaKapıTakvimAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Gece Evi Tekrar Doğruyor (: Haydiyin Eğlenelim ve Canlandıralım bu Sayede Büyük Bir Site Olalıım (:

Paylaş | 
 

 İmkansız Bir İstek

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Elizabeth Rose Wayland
Gece Evi Yüksek Rahibesi | Şiir Profesörü | Güç Seviyesi: 90
Gece Evi Yüksek Rahibesi | Şiir Profesörü | Güç Seviyesi: 90
avatar

Oda Arkadaşı : Profesörüm Elbette tek kalıyorum
Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 01/08/10
Nerden : Londra
Lakap : Liz yada Roza

MesajKonu: İmkansız Bir İstek   Paz Ağus. 01, 2010 4:46 pm

Yaşam boyu çok şey yaşamış olmak bir ayrıcalıktı. Eric sıradan bir dünyada doğmuş olsa da hayatı sıradanlığın çok ötesindeydi. Uzun boylu, iri yapılı ve kumral saçları olan bir erkekti. Bir çok insanın onu yakışıklı olarak nitelendirmesi, Eric'in pek umurunda değildi. Çünkü o bu sıfatların çok üzerinde bir şeydi. Ruhunu karanlığa teslim etmiş, bir vampirdi.

Güneş ufuk da Turuncu renklerle bir ahenk oluşturuyordu. Gece tüm sırlarıyla ortaya çıkmadan önce Alacakaranlık vaktiydi. Eric her gün batımında yaptığı gibi, deniz fenerine gelmişti.

Güneş, vampirlerin tenine zarar veremeyecek durumdaydı. Shane Adası İrlanda'nın kuzeyinde gözlerden uzak bir adaydı. İnsanlar yıllardır bu adanın lanetli olduğuna inanıyor ve uzak duruyordu. Ada’nın kıyısında bulunan deniz feneri, uzaktaki gemilere kılavuz’luk yaparken, aslında 380 yaşında bir vampir’in kaçış yeriydi.

Eric fenerin balkonunda oturmuş, sonsuz gibi görünen mavi okyanusu izliyordu. Dalgaların rüzgarla dansını seyretmek ona huzur veriyordu. Bir vampir olmak çok büyük bir sabır gerektiriyordu. Savaş, hastalık ve kıyımlarla geçen uzun yıllar bunu zorunlu yapıyordu.

Hiç yaşlanmadan çevresindeki herkes öldüğünü görmek ve yaşamak için insan öldürmek, Eric’in atmayan kalbinde büyük acılara sebep oluyordu.

“ Belki de içimde hiçbir şey kalmamıştır. İnsanlıktan uzak bir yaratık olduğumu kabul etmeliyim. Ne bekliyordun ki, seni sevmesini mi? Sana hak vermesini mi?” düşüncelerini sesli olarak ifade etmeyi bir tür tedavi olarak algılıyordu. İçinde biriken öfke patlamaya hazır olan volkan’ı hissediyordu.

Hassas kulakları, tanıdık bir sesi duymasına neden oldu. Başını çevirip baktığında, karşısındakinin kim olduğunu biliyordu. Siyah kömür gibi saçları, ipek bir şal gibi boynundan dökülüyordu. Pürüzsüz teni mat ve solgundu. Eric karşısındaki güzel kadını inceliyordu. Gözlerini en sona saklamıştı. Buğulu bakan, zümrüt yeşili gözler de öfke, nefret ve umutsuzluk okunuyordu. Üzerindeki kırmızı elbise güzelliğini tamamlayan bir parça gibiydi.

Eric dudaklarını yukarı doğru kıvırarak, her zamanki alaycı gülümsemesini ona sundu.

“Ah Roza … Güzelliğinle gecemi aydınlatmaya karar verdin sanırım.” Sesindeki alaycılığa rağmen, gözlerindeki acının okunduğunu biliyordu.

Roza tıpkı onun gibi bir vampirdi. Aralarında uzun yıllara dayanan bir aşk vardı. Vampirler arasında görülmemiş bir şeydi. Ancak ikisinin bir arada olması imkânsızdı. Vampirlerin kendi yasaları ve bölgeleri vardı. Yüz yıllardır süren savaşlardan sonra en sonunda barış yapılmıştı.

Ancak ikisi de farklı klanların liderleri olmuştu. Asla kendi klanı dışındaki bir vampirle birlikte olamayacaklarını kabul etmişlerdi. Böylelikle barış ve huzur sağlanmıştı. Tabi bunun bedeli çok ağırdı. İçlerindeki büyük aşk onları tüketiyordu.

Eric geçmişin içinde kayboluyordu. Tek düşündüğü Roza ile mutlu olduğu yıllardı. Onun duygusuz ve sert sesi düşüncelerini böldü.

“Her zamanki gibi kibirli ve ukalasın. Neden burada olduğumu biliyorsun. Senin adamların benim bölgeme izinsiz giriş yaptılar. Konseye bildirmeden önce seninle konuşmak istedim. Barışın bozulmasını istemesem de, benim bölgemde avlanmalarına izin verecek değilim” Roza sert ve güçlü görünüyordu. İfadesiz bir yüzle konuşmuştu.

Eric bir süre sessiz kaldı. “Senin aksine ben acımı gizlemeyi başaramıyorum. Karşımda durduğunda tek isteğim seni kollarıma almak. O taş gibi görünen yüzünün altında gerçek Roza’ma ulaşmak.” diye düşünse de bunları sözcüklere dökemeyeceğini biliyordu. Bunun yerine diplomatik bir cevap verdi.

“Barışı korumayı bende senin kadar istiyorum. Bölgene girenler benim adamlarım değil. Nereden geldiklerini bilmiyorum. Benim bölgeme de izinsiz girdiler. Sanırım oradan da senin tarafına geçtiler. Bekli de bizim savaşmamızı isteyen ortak bir düşmanımız var. Tabi sen bunları düşünemeyecek kadar benden nefret ediyorsun öyle değimli?” Eric sözleri Roza’yı etkilemişti. Konuşurken farkında olmadan birbirlerine yaklaşmışlardı. Yüzleri birbirlerine yakındı. Aralarındaki çekimi ikisi de hissetmeye başladı.

En sonunda kendini toparlayan Roza “Eric ne düşüneceğimi, ya da ne yapacağımı bilmiyorum.”dedi.

Kelimelindeki çift anlamı algılayan Eric elini havaya kaldırdı. Kısa bir tereddütten sonra uzanıp, Roza’nın yanağına dokundu. Okşamıyor sadece dokunuyordu. Bu küçük temas bile aralarındaki duvarın yıkılmasına yetmişti.

Roza gözlerini kapattı. Güneş tamamen batmıştı. Ay yüzünü gösteriyor, geceyi aydınlatıyordu. Hafif bir rüzgâr denizin kokusunu onlara getirdi. Roza’nın uzun saçları rüzgârla dans etmeye başladığında, gözlerini yavaşça açtı.


“ Eric…. “ Sadece adını söylemişti ama sesindeki duygular her şeyi yansıtmaya yetiyordu. Aşk, umutsuzluk ve özlem. Gözleri kenetlendiğinde, kelimelere dökülmeyen duygularını birbirlerine aktarıyorlardı.

Eric içindeki isteklere hakim olamadı. Roza’yı belinden tutup kendine çekti. Dudakları birbirini buldu. Once küçük bir öpücüktü. Ardından derinleşti. Roza kollarını onun boynuna dolayarak tutkunun açığa çıkmasına izin verdi. Dudaklarından tutku ve aşk akıyordu. Sadece kısacık bir an, birbirlerine ait olduklarını anımsadılar.

Yıllar boyunca birbirlerine ait olmuşken, anlamsız çıkar savaşları yüzünden ayrı kalmak...

Birbirlerinden aynı anda ayrıldılar.

“Bunu yapayız” dedi. Roza titrek bir sesle konuşmuştu. Sanki gerçeği ortaya koymaya korkmuştu.

“Her şeyden vazgeçelim. Bizi bulamayacakları bir yere gidelim. Hiç bir şey umurumda değil. Bu sonsuz hayatta, sensiz yaşamak istemiyorum. Bir kez olsun bizi düşün Roza.” Eric adeta yalvarıyordu. Güçlü ve karanlık bir vampir olabilirdi, yine de kalbinde olan sevgi tüm bunların üstündeydi. İçindeki umuda sarılmak iatiyordu. Roza kararsızlıkla onun gözlerine baktı. Içindeki çelişki gözleriden yansıyordu.

“Hayır, Bunu yapamayız. Bizim sorumluklarımız var.” Derin bir nefes aldı. Söylediklerine inanamıyordu. Son kez Eric’in dudaklarından öptü ve sessizce geceye karıştı.

Eric varlığının nedeni olan kadının uzaklaşmasını izledi. Çaresizlik ağır gelmişti. Tekrar oturup denize baktı. Içinden gelen tüm duyguları karanlığa haykırmak, umursamaz bir vampire olmak istiyordu. Ama Hayatını belirleyen seçimler kendi iradesinde değildi. Sessizce acı çekerek ölmeyi diledi"İmkansız bir istek daha" diye düşündü
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lucas Matthéw O'mhéndia
Kurucu-Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Erkek | Güç Seviyesi : 100
Kurucu-Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Erkek | Güç Seviyesi : 100
avatar

Oda Arkadaşı : Parker.
Mesaj Sayısı : 186
Kayıt tarihi : 15/05/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Linda
Nerden : Tulsa.

MesajKonu: Geri: İmkansız Bir İstek   Paz Ağus. 01, 2010 5:12 pm

Banu Ablacıııım (=
Siteme Hoşgeldin (=
*80
Uğurlar Olsun (=
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://nightofhouse.yetkinforum.com
 
İmkansız Bir İstek
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Role Play Bölümü :: Role Play Puanlatma-
Buraya geçin: