Gece Seni Seçti! Ölümün Doğuşun Olacak! Mavi Çaylaklar ve Kırmızı Çaylakların Birlikte Yaşadığı Bu Evde Gün Olmayacak!
 
AnasayfaKapıTakvimAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Gece Evi Tekrar Doğruyor (: Haydiyin Eğlenelim ve Canlandıralım bu Sayede Büyük Bir Site Olalıım (:

Paylaş | 
 

 Çarpışma.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aurelia Séptember Qixinâ
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
avatar

Oda Arkadaşı : Undine Lissa O'Shéa.
Mesaj Sayısı : 120
Kayıt tarihi : 22/07/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Çaylak / Kitap okumak.
Nerden : Evinden.
Lakap : Séph.

MesajKonu: Çarpışma.   Ptsi Ağus. 09, 2010 8:05 pm

Kişiler: Nick & Séptember
Zaman: Derslerden hemen önce, yemek zamanı
Kaçıncı Şahıs: III. Şahıs
Kısa Kurgu: Nick ve Séph'in tanışmaları




Alışmak, alışmak, alışmak… Bir yere uyum sağlamak bu kadar zor muydu ki? Sıradan bir yer olsaydı herhalde bu kadar zorlanmayacağına emindi ama burası Gece Evi’ydi. Vampirlerle dolu bir tımarhane. Çok hoş çocuklar olan bir tımarhane…Görüntüsünü istediği gibi değiştirebildiği bir tımarhane. Aslında eğlenceli bir tımarhane… Neyse ne! Buraya bayılmıyorum. Zihninde yankılanan sesine aldırış etmiyordu ama buraya cidden bayılmıyordu. İnsanken yaptığı şeyleri özlüyordu aslında. Dilediği gibi çıkıp eğlenmeyi, yalnız kalmayı… Burada her an her yerden biri çıkabiliyordu. Tanıdığı birkaç arkadaşını gerçekten sevmişti ama bazen yalnız olmak istiyordu. Oda arkadaşı odada yoktu. Biraz dışarı çıkmaya karar vermişti Séph. Kapının arkasında duran boy aynasında süzdü son görüntüsünü. Karamel rengi saçları dağınık görünüyordu ama kabarttığı için öyleydi. Yeşil gözlerini belirginleştirmek için gözlerinin renginden biraz daha koyu bir renk kalem çekmişti. Gören on beş yaşında değil de, on yaşında olduğunu falan düşünebilirdi herhalde. Küçük görünmeyi pek sevmese de dikkat çekmeyi seviyordu. Son bir kez daha kendisine baktıktan sonra masasının üzerinde duran defterini ve kitabını alıp odasından dışarı çıktı. Okuduğu şeyler hakkındaki görüşlerini bir deftere yazmayı seviyordu. Gözlerini kucağında tuttuğu kitabın kapağındaydı. Romeo ve Jüliet. Okumaktan asla bıkmadığı bu kitabı kaçıncı kez eline alıyordu bilmiyordu. Sözler her okuyuşunda daha da büyülüyordu onu nedense.

Kızlar Yatakhane’sinden nihayet çıkabilmişti. Diğer kızların üzerindeki bakışlarını hissetmek sinirini bozuyordu. Yeni gelenlere sıcak davranmadıkları ne kadar da açıktı. Biraz daha alışayım göstereceğim size. Alışması çok da zaman almayacakmış gibi duruyordu ama şimdilik ezilmeye mahkum gibi görünüyordu. Yürürken önü dışında her yere bakıyordu resmen Séph. Camlardaki yansımasına bakmak hoşuna gidiyordu nedense. Camlara bakmadığı zaman gözü okumak için can attığı kitabındaydı. Önüne bakmamak adetlerinden biriydi. Bu yüzden de her zaman sakar biriydi zaten. Yine bir sakarlık yapabileceğinin farkındaydı ama bunu umursamıyordu nedense. Ve olanlar olmuştu. Séph her zamanki gibi dalgın bir şekilde yürürken bir şeye, ya da birine çarptığını hissetti. Elindeki kitaplar uzun bir koridorun bir tarafına, kendisi bir tarafa savrulmuştu. Sinirlenmişti, hem de çok fazla. Koridorun ortasına sürüklenmişti resmen. Öfkeyle ayağa kalktı ve çarptığı kişinin kim olduğuna bakmadan bağırmaya başladı. “Biraz dikkatli olsana! Tanrıça aşkına önüne bakmaz mısın sen?” Nihayet başını kaldırıp neye ya da kime çarptığına baktığında yanaklarına kanın hücum ettiğini hissetmişti. Şaşkınlıkla ve utançla bakıyordu karşısındaki çocuğa. Gözlerini yere dikti. “Ya, şey, üzgünüm.” Neden üzgün olduğunu bile bilmiyordu. Çocuğun cevabını beklerken yüzüne bakmamaya çalışıyordu…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nick Ryan Wayland
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
avatar

Oda Arkadaşı : -
Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 18/07/10
Yaş : 24
Nerden : USA .)
Lakap : Can-kun ^^by Ekin^^ -Sen Yine de Sakın Bana Lakap Takma!-

MesajKonu: Geri: Çarpışma.   Ptsi Ağus. 09, 2010 8:34 pm

Nick her zaman göz önünde biri olmuştu. Yaptığı her şey her an okulda dedikodu halini alabilirdi. Gece Evi'nde pek arkadaşı yoktu henüz. Yeni gelmişti. Onun için bir ortama ayak uydurmak hep çok kolay olmuştu. Çünkü yakışıklıydı. Tüm kızlar hayran hayran bakarlardı ona.
Sadece yakışıklılığına değil tabiki. Onu diğer erkeklerden ayıran çok özelliği vardı. Diğerleri gibi çapkın değildi. Her gün başka bir kızla olmak onun yaşamına tersdi bir kere. Sadık biriydi. Karşısındakinden de aynısını beklerdi hep. Fiziksel özellikleri sayesinde çapkın olmak onun içinde çok kolaydı. Ama boş işlerdi bunlar. Aşkı, gerçekten tatmak istiyordu. Aşkın her anını doyasıya yaşamak. Sevdiği kızla, gerçekten aşık olduğu kızla birlikte olmak. Ama daha böyle birisi çıkmamıştı karşısına. Özellikle buradaki kızların çoğu ukala ve şımarıktı. Öyle bir kızla beraber olmak Nick'in istediği son şey olurdu heralde. Tamam, çoğu gerçekten güzeldi. Ama güzellikte Nick'in bir kızda değerlendirdiği ilk şey değildi sonuçta.
Yine çoğu erkekten farklı olarak kitap okumaya bayılırdı Nick. Kitap okumak günlük hayatında da çok şey kazandırıyordu çünkü ona. En son okuduğu kitap geldi birden aklına. Vadideki Zambak. Hayatında okuduğu en güzel kitaplardan biriydi kesinlikle. Bir aşk hikayesini anlatıyordu. Aşk hikayesiydi ama aşkı basite almıyordu.
Bu düşüncelerle koridorda ilerlerken nereye gittiğine dair en ufak bir fikri yoktu. Saatlerce bu konuları düşünse hiç sıkılmazdı.. Düşünmeye devam ediyordu ama sonra birine çarptığını hissetti. Kızın elindeki kitaplar yerlere saçılmıştı. Bazıları koridorun sonuna kadar sürüklenmişti hatta. Kızın yüzüne bakma fırsatı bile bulamadan bağırmaya başladı kız.

"
Biraz dikkatli olana! Tanrıça aşkına önüne bakmaz mısın sen?" dedi.
Sesi gerçekten Nick'in kulağını acıtıyordu. Kız bir şeye kızmış olmalıydı. Çünkü buradaki ukala kızlar bile bu olaya bu kadar tepki vermezlerdi. Kız bunları söylerken Nick'in kim olduğuna bile bakmamıştı. Hoş, baksa da tanımazdı zaten. Sonra kafasını kaldırdı. Birden kızardı. Biraz şaşırarak, biraz da utanark konuşmaya devam etti.

"Ya, şey, üzgünüm."
dedi.
Gereksiz yere sinirlendiğini anlamış olmalıydı. Bunda bu kadar bağıracak bir şey yoktu. Neyse ki Nick böyle şeylere pek takılmazdı. Kızın cevap verdi ardından.

"
Asıl ben üzgünüm küçük hanım. Önüme bakmam gerekirdi." dedi. Kız utangaçlığının görünmemesini ister gibi yerdeki kitaplara eğildi. Nick yüzüne üzgün olduğunu gözteren bir ifadeyi yerleştirdi ve devam etti

"Toplamanıza yardım edeyim" dedi ve hemen toplamaya başladı. Kız, Nick'ten önce davranmış ve çoğunu toplamıştı bile. Ama koridorun sonuna sürükleneni görmemişti. Nick hemen ayağa kalktı ve kitavba doğru yürüdü. Kitabı yerden aldı ve kapağındaki yazıyı sesli bir şekilde okudu.

"Romeo ve Jüliet. Gerçekten güzel bir kitaptı.." dedi.
Kız kafasını yerden kaldırdı ve Nick'in bulunduğu yere ilerledi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aurelia Séptember Qixinâ
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
avatar

Oda Arkadaşı : Undine Lissa O'Shéa.
Mesaj Sayısı : 120
Kayıt tarihi : 22/07/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Çaylak / Kitap okumak.
Nerden : Evinden.
Lakap : Séph.

MesajKonu: Geri: Çarpışma.   Salı Ağus. 10, 2010 6:28 pm



“Ne yani bunu saçma bulmuyor musun?” Ne dediğini kendisi bile bilmiyordu. Evet, çoğu erkek bunu saçma bulduğu için söylemişti belki de. Belki de değil, o yüzden böyle söylemişti. Yüzünün yine kızardığını hissediyordu. Çocuğun yanına geldiğinde elinde tuttuğu kitabı yavaşça aldı. Gözlerini kaldırıp çocuğa bakamıyordu bile. Domates gibi olmuştu kesin. Bu haldeyken nasıl bakabilirdi ki ona? Kalbinin yerinden çıkacakmış gibiydi resmen. Elleri falan titremiyordu ama her an düşecek gibiydi. Gerçekten heyecanlandığını hissediyordu. Çocuğun yüzüne bakmayı gerçekten de çok istiyordu, merak etmişti nasıl biri olduğunu, ama bakamıyordu işte. Başını kaldıramıyordu, sanki beyninin kontrolü başka birinde gibiydi. Çocuğun bir cevap vermesini bekliyordu ama o da bu sorusuna şaşırmış gibiydi. En sonunda dayanamamıştı Séph. Başını kaldırdı ve ilk gördüğü şey masmavi bir çift göz olmuştu. Buz mavisi gözler… Belki de gördüğü en güzel gözlerdi bunlar. Çocuğun kızıl saçları uzundu ve biraz dağılmış gibiydi. Ama kesinlikle çok ama çok tatlıydı. Séph bir kez daha kızardığını hissediyordu. Yanaklarına ateş basmıştı resmen. Çocuğun bedenine bu kadar yakın olmak zaten onu heyecanlandırıyordu, gözlerine bakmak ise bu heyecanını belki de üç katına çıkarmıştı. Tekrar yere diktiğini gözlerini derin bir nefes alarak yine çocuğun yüzüne çevirdi. Bir cevap bekler gibi soğuk yeşil gözleriyle buz mavisi gözlere bir kez daha baktı…



Out: Can-kun üzgünüm kısa ve saçma oldu qw
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nick Ryan Wayland
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
avatar

Oda Arkadaşı : -
Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 18/07/10
Yaş : 24
Nerden : USA .)
Lakap : Can-kun ^^by Ekin^^ -Sen Yine de Sakın Bana Lakap Takma!-

MesajKonu: Geri: Çarpışma.   Salı Ağus. 10, 2010 9:28 pm

"Ne yani bunu saçma bulmuyor musun?" dedi kız. Sesinde, aynı anda bir çok duyguyu hissedebiliyordu Nick. Kızın sesi şaşkın ve utanmış gibiydi.
Utanmış bir kız diye geçirdi içinden. Uzun -gerçekten uzun- zamandır utanmış bir kız görmüyordu. Tanıdığı ya da gördüğü kızların hiç birinde yoktu utanma duygusu. Söylediklerinden, yaptıklarından en ufak bir pişmanlık duymuyor, utanmıyorlardı. Bazı erkeklerin söyleyemeyeceği şeyleri söylüyor, ama yine utanmıyorlardı. Utanma duygularını kaybetmelerinden kaynaklanıyor olacaktı ki, akıllarına eseni yapıyorlardı. Bu Nick'e çok itici geliyordu.
Nick gözlerini utanan kızın üstünde gezdirdi. Gözleri, gözlerini göremiyordu çünkü yere bakıyordu kız. Gözlerini bir yere sabitlemişti ve ordan ayırmıyordu. Nefen alıp verirkel saçları dalgalanıyordu. Ve kesinlikle çok güzel görünüyorlardı. Saçları siyahtı. Yapmacıklıktan uzak. Yüzünde makyaj yoktu hiç. Doğaldı. Olduğu gibi çıkmıştı dışarı ama okuldaki tüm kızlardan güzeldi kesinlikle. Kız başını hafifçe kaldırdığında göz göze geldiler.Gözleri yeşildi. Yeşil Nick'in en sevdiği renklerden biriydi.Öyle olmasa bile bu kızın gözlerini gördükten sonra kesinlikler favori rengi yeşil olurdu. Yanaklarıysa gözleriyle uyum sağlayan pembe bir renge bürünmüştü. Kesinlikle çok tatlı duruyordu. Üstelik yanaklarının pembe olması için yüzüne saçma boyalardan sürmesi de gerekmiyordu.
Sonra kız kaşlarını kaldırdı. Tabiki de bir cevap bekliyordu. Nick az önceki düşünceleri kafasından attı ve Romeo ve Jüliet'e odaklandı.

"Kesinlikle hayır. Böylesine anlamlı bir kitaba kim saçma der ki?" dedi.
Kız şaşırmış gibiydi. Nick kızın şaşkınlığını gidermek için devam etti.

"Hadi ama bunu saçma bulan var mı yoksa?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aurelia Séptember Qixinâ
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
avatar

Oda Arkadaşı : Undine Lissa O'Shéa.
Mesaj Sayısı : 120
Kayıt tarihi : 22/07/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Çaylak / Kitap okumak.
Nerden : Evinden.
Lakap : Séph.

MesajKonu: Geri: Çarpışma.   Salı Ağus. 10, 2010 9:58 pm



Kıkırdadı. Utandığı zaman bunu yapıyordu genelde. Az önce gözlerine bakamazken şimdi gözlerinden ayırmıyordu soğuk yeşil gözlerini. Evet, mavi gözlere her zaman hayranlığı vardı ama böylesine hiç rastlamamıştı herhalde. Hipnotize ediyordu adeta. Ve saftı, istekleri karşısında gözü dönmüş, kızlara aç erkeklere benzemiyordu hiçbir şekilde çocuk. En ufak bir kötülük yoktu içinde. En azından Séph öyle hissediyordu. İnsanlar üzerindeki izlenimleri kuvvetli olduğu için hislerine güveniyordu. “Tanıdığım bütün erkekler bu tip kitapların saçma olduklarını düşünür.” Derin bir çekti ve dalgın bir sesle devam etti. “İstisnaların olduğunu görmek beni ister istemez şaşırttı açıkçası.” Aptal aşıklar gibi konuşuyordu. Dalgın ve yorgunmuş gibi. Sanki etraflarında onlardan başka kimse yokmuş gibi. Evet şu anda böyle hissediyordu tam olarak. Hayır, Séptember, kendine gel! Zihninden gelen bu emre itaat etmiyordu, edemiyordu. Sanki biri büyülemişti onu. Karşısındaki çocuk büyülemişti kesinlikle. Fakat kendine gelmeliydi. Çocuğun daha adını bile bilmiyordu. Ve kim bilir ne zaman görecekti onu. Kendisinden üç sınıf büyük olduğunu çocuğun üzerindeki simgeden anlayabiliyordu. Yanlış hatırlamıyorsa altıncı sınıfların simgesiydi bu. Séph bir adım geri çekildi ve tekrar konuşmaya başladı. “Kendimi tanıtmayı her zamanki gibi unuttum. Ben Séptember. Kısaca Séph.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nick Ryan Wayland
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
6. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 87
avatar

Oda Arkadaşı : -
Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 18/07/10
Yaş : 24
Nerden : USA .)
Lakap : Can-kun ^^by Ekin^^ -Sen Yine de Sakın Bana Lakap Takma!-

MesajKonu: Geri: Çarpışma.   Ptsi Ağus. 16, 2010 4:09 pm

"Kendimi tanıtmayı her zamanki gibi unuttum. Ben Séptember. Kısaca Seph." dedi.
Kızın sesi Nick'i büyülüyordu. Nick'in ecvap vermesi gerekiyordu. Ama bırak cevap vermeyi, adını bile unutmuştu. Kendinden geçmişti adeta. Bu kız, normal olamazdı. Bir insan -ya da çaylak her neyse- nasıl bu kadar kusursuz olabilirdi. Aklı almıyordu. Bunu düşünmek mantıksızdı. Çünkü ne kadar düşünürse düşünsüz, Nick Seph'in mükemmelliğinin sırrını anlayamadı.

Seph...Adı da kendisi gibi mükemmeldi. Gözleri, kızın gözlerini buldu ve bir cevap beklediğini fark etti.

"İstisnalar her zaman vardır. Önemli olan onları fark edebilmek. Memnun oldum Seph. Adım Nick Ryan. Sadece Nick'i tercih ederim aslında." dedi.

Kız gülümsüyordu. Gülümseyişi de büyüleyiciydi.Nick'in içini ısıtıyordu. Nick doğal görünmeye çalışarak en içten tavrıyla elini kıza doğru uzattı.

"Memnun oldum." dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aurelia Séptember Qixinâ
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
avatar

Oda Arkadaşı : Undine Lissa O'Shéa.
Mesaj Sayısı : 120
Kayıt tarihi : 22/07/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Çaylak / Kitap okumak.
Nerden : Evinden.
Lakap : Séph.

MesajKonu: Geri: Çarpışma.   Ptsi Ağus. 16, 2010 4:49 pm

Uzatılan eli sıkmamak büyük kabalık olurdu ama şu anda karşısındaki karşısında adeta büyülenmiş gibiydi. Çocuk bu dünyadan olamazdı kesinlikle. Cennet düşme biri gibiydi. İlah görünümlü diye böylelerine demek gerekiyordu herhalde. Gözleri, gülümsemesi, duruşu her şeyiyle büyülüyordu resmen. Çocuğun gülümsemesine karşılık verirken nihayet kendine gelip uzattığı elini sıktı. Eli gerçekten de sıcacıktı. Bir an hiç bırakmamayı diledi, zamanın donmasını ve bu anın hiç bitmemesini. Ama elini çekmişti. Gerçekten de utanıyordu çünkü. Sürtüğün teki olsaydı belki de şu anda çocuğun dudaklarına yapışmıştı ama bunu yapabilecek cesareti yoktu. Zaten sürtük olmayı hiç mi hiç istemiyordu ki. “Ben de memnun oldum.” Sesi… Fısıltıdan biraz daha yüksek çıkmıştı. Konuşamıyordu ki! Hipnotize olmuş gibiydi. Bir çift mavi gözdü onu bu kadar büyüleyen. Ve çocuğun muhteşem sesi. Sakin ve etkileyici… En ufak bir kötü niyet yoktu içinde. Saftı, bunu az önce de düşünmüştü. Her şeyden arınmıştı sanki. Bir süre sessiz kaldı ikisi de. Séph çocuğun gözlerinden ayıramıyordu gözlerini. Sanki birbirlerine değecek gibiydi. En sonunda gözlerini tekrar yere dikmişti. Her seferinde kızarmak can sıkıcıydı. Ne diyeceğini bilmiyordu. Belki de oradan uzaklaşmalıydı ama buna ne mantığı izin veriyordu ne de kalbi…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Çarpışma.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Gece Evi - Ek Bina :: 2. Kat :: Koridorlar-
Buraya geçin: