Gece Seni Seçti! Ölümün Doğuşun Olacak! Mavi Çaylaklar ve Kırmızı Çaylakların Birlikte Yaşadığı Bu Evde Gün Olmayacak!
 
AnasayfaKapıTakvimAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Gece Evi Tekrar Doğruyor (: Haydiyin Eğlenelim ve Canlandıralım bu Sayede Büyük Bir Site Olalıım (:

Paylaş | 
 

 Sphténréll Natalié C'Dléé

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sphténréll Natalié C'Dléé
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 78
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 78
avatar

Oda Arkadaşı : Alessandra Mitchell Sydné.
Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 08/10/10
Yaş : 20
İş/Hobiler : Klasik şeyler bunlar. Çok eskilerde kaldılar ya.
Nerden : Manhattan//YDY
Lakap : Réll, Sph, Lié, C'Dléé

MesajKonu: Sphténréll Natalié C'Dléé   C.tesi Ekim 09, 2010 1:10 am

İnsanın bembeyaz karlara bakarken düşündüğü tek şey Noel’dir. Bu dönemde her yer kıpkırmızıdır. Giysiler, ışıklar ve daha birçok şey... Fakat Noel vampirlere, ailece oturmaktan ve Noel ilahileri dinlemekten daha başka şeyler çağrıştırır. Kırmızı onlar için kan demektir. Susuzluk ve bitmek, tükenmek bilmeyen bir saldırganlık.

Paris’in en kalabalık caddelerinde yürürken Fleurette bunların hiçbirini düşünmek istemiyordu. Aslında içindeki gerginlik bütün kan içme isteğini silip atmıştı. Onun yaşındaki vampirler kan isteğini olabildiğince aza indirebilirlerdi. Şimdi ise Fleurette bunun yaşıyla hiç alakası olmadığını düşünüyordu. Letitia ile yapacağı bir görüşme vardı. Belki son konuşmaları bile olabilirdi.

Fleurette tam bir insan gibi görünmeyi çok iyi başarırdı. Herkesin içinde hiç dikkat çekmeden yürüyebiliyordu bu şekilde. Gerçi istese herkesi hipnoz edebilirdi ama gücünü olabildiğince az kullanıyordu. Ona verilen bu yetenek bir çeşit lanet gibiydi. Bu yeteneği sayesinde Letitia, Damita ve Jacqueline ile bir okul kurmuştu. Fakat şimdi her şey değişmişti. Okul dağılmıştı ve hiçbiri henüz yeni bir okul açmamıştı.

Siyah mini eteği,siyah kazağı ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla mükemmel görünüyordu. Siyah bir palto bile giymişti üzerine. Letitia onunla buluşmak istediğini söylediğinde fark edilmemeleri konusunda sürekli uyarılarda bulunmuştu. Siyah, uzun, dalgalı saçları kardan biraz ıslanmıştı ve şekli bozulmuştu. Buna rağmen sanki bu şekilde yapılmış gibi görünüyordu.

Havadaki yoğun kan kokusu gittikçe artıyordu. Letitia ile buluşacağı yere yaklaşmıştı ve Letitia çoktan gelmişti. Yoğun kan kokusu da bu yüzden vardı. Letitia bu gece beslenmişti.

Geniş kaldırımda yürürken sıra sıra dizilmiş pastanelerden gelen Noel pastası kokularını içine çekiyordu. Vampir olmasına rağmen bir an için canı pastalardan yemek istedi. Bu düşünceyle yürümeye devam ederken Letitia ile buluşacakları kafeyi gördü. Şirin ve küçük bir yere benziyordu. Etrafı camlarla kaplı olduğu için içerisini görebiliyordu. Büyük bir çam ağacı konmuş ve güzelce süslenmişti. Her bir masaya Noel çiçekleri yerleştirilmişti. Çok fazla insan yoktu içeride. Yolun karşısına geçti ve içeri girdi.

İçerisi tamda dışarıdan görüldüğü gibiydi. Fakat şimdi içerideki kokularla birlikte daha neşeli bir yer gibi görünmeye başlamıştı. Yoğun pasta ve kahve kokuları arasında Letitia’nın kokusu çarpıcıydı. Onun kokusunun geldiği yöne döndü.

Letitia her zamanki gibi büyüleyici görünüyordu. Uzun kızıl saçlarını arkadan topuz yapmıştı. Gözleri her zamanki ifadesizliğini koruyor, hiçbir düşüncesini ele vermiyordu. Siyah pantolonunun üstüne kırmızı, saten bir gömlek ve onun üzerine de siyah bir ceket giymişti. Saçları ve gömleği neredeyse aynı renk gibi görünüyordu. Siyah topuklu ayakkabılarıyla tamamladığı kıyafeti son derece şıktı.

Letitia, Fleurette’i görünce ayağa kalkmıştı. Fakat ne bir gülümseme vardı yüzünde, ne bir ifade. Fleurette ona doğru yaklaşırken son derece rahatsız edici gülümsemesini yerleştirmişti yüzüne. Bu gülümseme çoğu zaman karşısındakini daha fazla sinirlendiren bir etki bırakırdı. Sonunda masaya geldiğinde, Letitia’da ona aynı şekilde rahatsız edici bir gülümsemeyle karşılık vermişti. Aralarındaki gerginlik elle tutulabilircesine havada asılı kalmıştı.

“Letitia” dedi resmi bir havayla.
Onunla bu şekilde konuşacağı aklının ucundan bile geçmezdi. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu Fleurette. Henüz çok güçlü bir vampir değildi. Kimbilir… Belki yıllar sonra Letty ile arasında duygusal hiçbir bağ kalmayacaktı. Beklide birbirlerinden ölümüne nefret eden iki düşman olacaklardı.
Letitia’nın yüzündeki silik kırmızı izlerden onunda bir iki damla göz yaşı döktüğünü ve Fleurette kadar üzgün olduğu anlaşılıyordu.

“Otursana” dedi Letitia aynı resmi havayla.

İkiside oturup birer kahve söylediler. İçeceklerinden değildi elbette. Vampirler kahve içmezdi. Yalnızca boş görünmek şüpheye yol açabilirdi. Ortamdaki gergin hava ve suskunluk kahveler gelene kadar devam etti.

“Letitia… İnan söyleyecek tek bir söz bulamıyorum.” dedi Fleurette. Gerçektende bulamıyordu. İkiside bugün buraya dostluklarını bitirmeye gelmişti. Dışarıdan onları tanıyan biri şimdiye kadar dostluklarının bittiğini sanabilirdi. Fakat birbirlerine ne kadar kötü davranırlarsa davransınlar ya da Fleurette Letitia’ya ne kadar kazık atarsa atsın onların dostlukları asla bozulmamıştı. Fakat şimdi her şey farklıydı. Kavga çıkmış ve okullar ayrılmıştı. Daha dile getirilemeyen yüzlerce sebep vardı. Letitia artık Fleurette’in dik başlılığını ve hainliğini çekemiyordu.

“Buraya neden geldiğimizi ikimizde biliyoruz Fleur. Zorlamayalım artık. Yıllarca kardeşim gibi oldun. Hatta vampir olduktan sonra bana yaptıkların bile bu gerçeği değiştirmemişti. Ama artık ikimizde biliyoruz ki içimizdeki bu kibir bizi yerle bir etti ve artık kişiliğimizi bile ele geçirdi.” dedi Letitia. Yüzü ifadesiz olabilirdi fakat bunları söylerken zorlandığı belliydi.

“Haklısın.” dedi Fleurette. “Fakat Letty… Beklide bunu yapmamız gerekmiyordur. Beklide bu şekilde dostluğumuz devam edebilir.” diye eklediğinde sesindeki çaresizlik gizlenemeyecek kadar fazlaydı.

Hafifçe gülen Letitia konuştuğunda aynı çaresizlik ondada vardı.
“Güldürme beni Fleur. İkimizde senin böyle biri olmadığını biliyoruz. Bugün sana ne oldu hiç anlayamadım fakat rol yapmayı kes. Eşimi öldürürken bile bana yardım etmedin. Şimdiyse arkadaşlığımızın devamı için çaresizce konuşuyorsun. Ne kadar üzgün olduğun belli. Ama inan bende çok üzgünüm.”

Fleurette daha fazla kendini küçük düşürmek ya da Letitia’nın kendisini küçük düşürmesini istemiyordu. Yavaşça ayağa kalktı. Son bir şey söylemek için açtı ağzını. Belki seni özleyeceğim diyecekti ya da belki senden nefret ediyorum. Fakat ikisini de söylemedi.

“Hoşça kal” dediğinde ikisininde gözlerinden birer damla kan akmaya başladı. İnsanlar görmesin diye hızlıca sildiler ve Fleurette arkasını dönüp karlarla kaplı caddeye çıktı.

İçindeki kibrin izin verdiği ölçüde küçük bir umut besliyordu. Belki ileride yeniden dost olurlardı. Fakat bu umut yıllar geçtikçe azaldı ve kayboldu. Artık birbirlerinin ölümcül düşmanlarıydılar. Fleurette’nin en çok merak ettiği şey ise Letitia’nında aynı umudu bir zamanlar taşıyıp taşımadığıydı.


RP Out; Başka bir sitede kullandığım RP'dir. isimler o siteye göre uyarlandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Julié Clouid O'Shéliâ
Admin | 6. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
Admin | 6. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
avatar

Mesaj Sayısı : 228
Kayıt tarihi : 15/05/10
İş/Hobiler : Yakmak.
Nerden : Ateşin doğumundan..

MesajKonu: Geri: Sphténréll Natalié C'Dléé   C.tesi Ekim 09, 2010 10:49 pm

30-Betimleme~12+8-20.
20-Uzunluk~17.
20-Kurgu~15.
10-İmla~8.
10-Noktalama~10.
10-Renk Uyumu~8.

78-Yetmiş Sekiz.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Sphténréll Natalié C'Dléé
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Role Play Bölümü :: Role Play Puanlatma-
Buraya geçin: