Gece Seni Seçti! Ölümün Doğuşun Olacak! Mavi Çaylaklar ve Kırmızı Çaylakların Birlikte Yaşadığı Bu Evde Gün Olmayacak!
 
AnasayfaKapıTakvimAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Gece Evi Tekrar Doğruyor (: Haydiyin Eğlenelim ve Canlandıralım bu Sayede Büyük Bir Site Olalıım (:

Paylaş | 
 

 Şiir-hikaye-rpg

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Natalia Ellié O'rélia
Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
avatar

Oda Arkadaşı : Natalia Aphrodite Tesher...Ruh ikizim :D Şu rpgyi bitirsek iyi olucak aslında ama kısmet olmuyo bi türlü :D
Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 30/05/10
Yaş : 23
İş/Hobiler : Yorma beni ya!
Nerden : Moskova
Lakap : Adımı beğenmiyorsan benimle konuşma zahmetine girme bence!

MesajKonu: Şiir-hikaye-rpg   Ptsi Haz. 07, 2010 11:22 pm

Burada kendi yazmış olduğunuz çeşitli yazılarınızı paylaşabilirsiniz.

İyi eğlenceler!

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Haz. 08, 2010 2:18 am

Sabahın vurduğu ilk ışıklarla açtım gözlerimi. Her zamanki yer ve her zaman ki oda… Dertler birikmiş başıma dedim. Eskiden oysaki ne güzel bir gün diyerek uyanırdım yatağımdan. Hayat ne güzel diye dile getirirdim düşüncelerimi. Fakat şimdi farklı hayat… Yıl 1932, mevsim bahar…
Kırılan kalbim şimdi daha da kırgın bir halde duruyor. Bazen atmamasını istiyorum o yeri geldiğinde kabarttığım göğsümün altındaki bir avuç kalbin… Ama sonra değmez diyorum. Yaşa, git diye düşünüyorum. Hayat zaten uzun sayfalarca oluşturulmuş bir kitap. Her gün bir sayfaya bir şeyler yazıyorsun ve bir gün elinde sayfalar kalmıyor. Hayat skeçlerden oluşmuş bir tiyatro oyunu. Her gün skeçleri oynuyorsun ve elinde skeç kalmıyor. Böylece yaşamanın mantığı da olmuyor. Çekip gidiyorsun diyarlardan.


Gözlerimi iyice açıp doğruluyorum. Fakat hala yatağın üstündeyim. Bir bardak sütü getiriyorum yanıma ve içiyorum. Bir nebze de olsa iyi geliyor diyebilirim… Demek isterdim ancak tadı ağzımı yakıyor ve neredeyse hepsini tükürüyorum. Camın yanında olan ranzamdan dışarıya bakıyorum. Birkaç tavşan, sincap, çimen, çiçek… Çocukken ne kadar değer verirdim bunlara. Bir Hufflepuff mezunuydum. Her yıl ilkbaharda coşar yerimde duramazdım. Şimdi umurumda bile değil. Çiçekler, ağaçlar, böcekler ve tabiat ana…


Rahatlamak için parmaklarımı kırklatıyorum ve cüzi bir miktarda rahatlama hissediyorum. Her gün kesiliyormuşçasına acıyor ellerim, ayaklarım. Başım ağrıyor zaten. Onu sormaya değmez. Her gün kafamı odamın duvarlarına vuruyorum. Anlamaması için kimsenin kapımı kilitliyorum. Anlarlarsa kafamın şişliğinden anlarlar diyorum. Her gün sorsalar bile ne oldu diye geçiştiriyorum. Kavga ettim, büyü geldi falan, filan diye ama ne yapsan bile içindeki umutsuzluğa nafile…

Suratıma doğru bir su fışkırtıyorum ve sonunda kendime gelebiliyorum. Etrafıma bakınca ne kadar monoton bir hayat yaşadığımı fark ediyorum. Oysaki ben gençken ne idealisttim. İdeal dedin mi akan sular dururdu. Adaletli bir dünya istemiştim. Muggle’larla, Büyücülerin eşit olduğu bir dünya hayalleri kurmuştum. Adaletli bir bakanlık için yaptığımız eylemlerde can verenlerimiz olmuştu. Geceleri ideal diye, diye gözümüz kapalı can vermeye koşuyorduk.

Ayağa kalkıp ilk adımımı atıyorum ve neredeyse yıllardır ayaklarımı kullanmamışım gibi bir hisse kapılıyorum. Kullanmadığımı düşündüğüm ayaklarımdan, biraz tombul olan baldırlarıma kadar bir karıncalaşma hissi yaşıyorum. Gözlerimi kapatıp annemi ve babamı hayal ediyorum. Fakat ikisi de yoklar yanımda diyorum. Her tarafa eski püskü, garip alfabelerle dolu olan çeşitli renkler ile renklendirilmiş eski yazıtlarımı ve sarı saçlı, hafiften çekme gözlü, buğday tenli, sarı bir entari giymiş olan Helga Hufflepuff’ın resimlerini asan benim odamda şu an duvara yapıştırılmış birkaç zarkanatlı sinekten başka bir şey yoktu. Koluma baktığımda bir çizik gördüm ve sırıttım.

Birkaç adımı atarken başım dönüyordu. Tavana doğru baktım ve tavanda sümüklüböceklerin olduğunu gördüm. Yok, daha neler diyerek ilerledim. En son ne zaman bu kadar çok başımın döndüğünü düşündüm. Hatırladığım tek şey bir bekârlığa veda partisi olduğuydu. Yüzümü yıkamak için banyo kapısının önünde durdum. Kapıyı kendime doğru çekmeye başladım. Açılmıyordu. Kapıya tekme savurmaya başladım. Sanırım biraz sert kaçmış olacak ki ayak başparmağım inanılmaz bir acıyla irkildi.

Kapıyı incelediğimde sürgülü olduğunu anladım. Yan tarafa doğru ittirdiğimde kapının açılmış olduğunu görerek sağ elimi sol elime vurarak çak bir beşlik denilen kafa ifadesini yaptım. Musluğun başına geçtim ve suratıma baktım. Aman tanrım bu adam da kimdi diyebilmekle yetindim ve aynadaki adama yan, yan bakmaya başladım.

Muslukta elimi yüzümü yıkamaya başladım. Avucuma doldurduğum su taneciklerinin her biri bana temas ettiğinde bir hoş oluyordum. Sanırım bu el yüz yıkama beni tatmin etmemişti. Neden tatmin edecekse? Avucuma birazcık sıvı sabun alarak yüzüme sürdüm ve yüzümü yıkamaya başladım. Görebildiğim tek şey lavaboydu ve yüzümden çıkan sular simsiyahtı. Bu kadar kirlenmiş olamam diye bir iç geçirdim. Fakat sanırsam 2 aydır banyo yapmıyordum. Saçlarıma bir el süreyim dedim ve kazık gibi olduklarını fark ettim. Zamk gibi birbirlerine yapışmışlardı.

Bu durumdan kurtulmak için küvete doğru yöneldim. Bir küvete, bir kendime baktım ve küvete oturdum. Suyun sıcaklığını ayarlamadan baştan aşağı döktüm ve sanırsam bir şeyi unutmuştum. Küvetin içindeydim ve giysilerimi çıkarmamıştım. Yanda bir şey gördüm ve kafama boşalttım. Amma kötü bir şampuan diye iç geçirdim. Fakat şampuan kutusunu elime aldığımda üzerinde Bulaşık Deterjanı yazdığını gördüm. Suyu son derecede açarak kendimi temizlemeye çalıştım. Öyle ki bir asa hareketiyle musluğu kırarak çıkan tüm suyun kendi üstüme dökülmesini sağladım.

Sırılsıklam olmuştum. Sucuk gibi ıslanan ben şimdi banyodan çıkıp yatak odasına doğru yöneldim. Yatağa baktığımda kaç yaşında olduğumu hatırlamaya çalıştım. 30 değil, 31 hayır o da değil, 32 yok canım daha neler, 33 filan da değil. Heh hatırladım diyerek 34 yaşımda olduğumu buldum. Fakat sanırsam bu evdeki bu yatakta hiç kimseyle evlenerek uyumamıştım. Belki birileriyle yatmıştım fakat bu sıcak bir aile ortamı yaratmamış aksine bir anlık bir şehvet, zevk tutkusuna gelmişti.

Yatak odasından çıktım ve evin en güzel yanına geldim. Mutfağa. Salonda zarkanatlı sinekler ve sümüklüböcekler vardı. Banyoda musluk kırıktı ve aralıksız su akıyordu. Yatak odasındaki yatağın birkaç yayını yerinden sökmüştüm. Bu mutfak ne kadarda güzelmiş diyerek iki üç yere Bombarda büyüsü yolladım. Gülümseyerek şimdi daha güzel dercesine bir bakış attım.

Evden çıkış kapısının önüne geldim. Kapım tahtadan oyma, çiçeklerle süslü bir kapıydı. Salona gittim ve oradan bir kehanet küresini alarak kapıya fırlattım. Kehanet küresinde görebildiğim tek şey olan sis kırılan kürenin içinden çıkarak havaya karıştı. Bende çiçekleri ağzımla ısırarak tükürmeye başladım. Kapıya okkalı bir tekmeyi yerleştirdim. Yüzümü yıkadıktan sonra aynaya bakmamıştım. Burnuma dokundum ve aşağıya indim bir bıyık. Hadi oradan diye akıl geçirdim. Fakat gerçekti bıyığım vardı. Hayatta en nefret ettiğim şey bıyıktı. Onları elimle yolmaya başladım.

Bıyıklarımı yolarken arazideydim. Çiçekleri görmeye dayanamamış olsam gerek ki başka bir yere cisimlendim. Burası bir Muggle sokağıydı ve hepsi bana deli gözüyle bakıyordu. Koşmaya başladım ve o deli ara sokaktan kurtuldum. Burası meydan gibi bir yerdi ve deniz hemen karşısındaydı. O sırada bir ses duydum. Sol taraftan geliyordu. Soluma baktım. Tekerlekleri olan bir araç geliyordu. Garip bir ses geldi ve son gördüğüm bu aracın arkasından gelen bir izdi Biri yolu boydan boya yakmış gibiydi. Bir anda herkesin başıma üşüştüğünü duydum. Gözlerimi açamıyor sadece duruyordum. O sırada mavi-kırmızı ışıklar bir yanar bir söner şekilde geliyordu ve siren sesleri duyuluyordu. Bir anda kendimi havada hissettim ve bir şeyle taşınıyormuşum gibi bir hal oldu. O sırada ağzımı bir şey ile kapattılar. Daha rahat nefes alabiliyordum…



Not : Uzun zamandır her yerde bu Rp'yi kullanıyorum.Bu da acemice bir Rp. Umarım beğenirsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Natalia Ellié O'rélia
Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
Admin | 5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 100
avatar

Oda Arkadaşı : Natalia Aphrodite Tesher...Ruh ikizim :D Şu rpgyi bitirsek iyi olucak aslında ama kısmet olmuyo bi türlü :D
Mesaj Sayısı : 632
Kayıt tarihi : 30/05/10
Yaş : 23
İş/Hobiler : Yorma beni ya!
Nerden : Moskova
Lakap : Adımı beğenmiyorsan benimle konuşma zahmetine girme bence!

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Cuma Haz. 11, 2010 7:30 pm

Emeğine sağlık cnm çok gzl (:

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Tom M. Anderson
Edebiyat Profesörü | Güç Seviyesi : 82
Edebiyat Profesörü | Güç Seviyesi : 82
avatar

Oda Arkadaşı : Tek kalıyorum v.v
Mesaj Sayısı : 37
Kayıt tarihi : 06/06/10

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   C.tesi Haz. 12, 2010 2:51 am

Ben değğ, ben deeğğ!xD

Aslında bu BAYAĞI bir kısa ama, sadece küçük bir tasviri koyuyorum. Zira eğer beğenilirse, bir rpdeki kurgumda, yazdıklarımın arasından küçük bir bölümü oynayarak kurguda büyük bir adım attıracak banaxD Dediğim gib, beğenilirse devamı da gelecek, çünkü günlük tarzı bir şeye karakterim sürekli yazmakla meşgul Razz

' Her zaman, bana hiç değişmeyen o duygularımı, yanımdan geçerken bile eksiksiz olarak tattırabilecek bir kişi, nasıl var olabilir? Bir meleği andıran yüzü, o kibar ve eşsiz duruşı, harikulade sesiyle, zaktan bile olsa bir Nihili kendineık edebilecek tek kişi, hayır, tek melek o: Dysnomia. O buz mavisi gözleri, kiraz rengi dudaklarıyla can buluyor sanki. Kanın şehvet ve yoğunluğunu taşıyan saçları, beyaz çehresini derin bir mükemmelliyetle çevreliyor, insanın içine işleyen bir etki bırakıyor üzerimde, onu her gördüğümde... '


Bu da genelde puanlattığım bir rpg, fakat karşılıklı bir rpgdeki bir mesajımdan alıntıdır...xD
~Aşka On Kala~



Zifiri karanlığın üstüne işlenmiş inciler gibi parlayan tek tük yıldızların üstünde, sükunetle çevrelerini aydınlatan ay, bulutsuz gecede her zamankinden daha parlaktı sanki. Çevredeki ağaçlar, garip bir dinginlik içinde, ağır ağır yapraklarını hışırdatıyor, esen meltemle kulaklarınızı doğal bir senfoniyle dolduruyordu. Çevredeki insanlardan öte, Mamoru'nun yanında ilerlemek ona daha büyük bir güven veriyordu. Bu bariz gerçeğin altında, tanımlayamadığı duyguların varlığına bugüne kadar kulaklarını tıkamış, belki de duymazlıktan gelmişti. Onu asla bir arkadaşıyla aynı kefeye koyamazdı, zira hisleri, anlayamadığı bir dilde bir şeyler fısıldıyordu ona. Ruhunun en fırtınalı dönemlerinde gökten üzerine şimşekler çakarken bile, bir poseidon misali, tüm acısını alabilen birini nasıl başkalarıyla aynı kefeye koyabilirdi ki? Kendinde duyamadığı güveni, Mamoru'nun yanında hissediyordu hep. En yaslı günlerinde bir omuz, en biçare durumlarında ise bir kalkan oluyordu ona... Onunla iken, saatlerden öte günler, hatta aylar geçse bile farkında olmazdı belki de. Ve gözleri, her baktığında ilk defa görüyormuş gibiydi, yaz güneşinin sıcağı gibi... Kimi zaman kışa dönmeyen bir sonbahar gibi, serin ve coşkulu; kimi zaman ise yazı göremeyen bir ilkbahar gibi, derin ve duyguluydu. Ve sözleri... Ve sesi... Nasıl aynı kefeye koyabilirdi ki onu, hayatının geri kalanıyla? Hoş, geriye pek de bir şey kalmıyordu ya.. O ki, kendisinden önce tanıdığı geçmişi gibiydi... Belki sıcak bir tebessüm, belki uzun bir yolculuk, gözlerini seyre dalarken. Gecenin kollarına bırakılan gözyaşlarıydı belki, sessiz ve mahcup... Her seferinde, onu ilk görüşüymüş gibi... Her seferinde, ölüyormuş gibi...İnce bir çizgiydi sanki ona karşı olan dinlemediği, adını koyamadığı duyguları.. Abidin'in mutluluk tablosu, bir kuşun kanat çırpışı gibiydi kalbi kimi zaman. Koluna girdiğinde duyduğu özgüven, omuzuna yaslandığında hissettiği dinginlik; derinlerde işitilen, sarp kayalara çarpan dev dalgaların sesini duymasını engelliyor gibiydi. Gözkapaklarını kapatmadan da, hislerine karşı bir perde indirilmişti gözlerini sanki.

Ders zilinin çalması umurunda bile değildi. Zaten dersi olsaydı da, burada, Mamoru'yla beraber vakit geçirmek varken derse girmezdi. Boşalan avludaki gürültü ile birlikte, tüm düşünceleri de yok olmuştu sanki. Az önce omzunda hissettiği iki tanıdık el, ona iç çekişi hatırlatan derin bir nefesin ardından, Keiko'yu kendi omzundan çekmiş ve karşısına geçirtmişti şimdi. Yine gözlerine dalıyordu onun, nedensiz, sebebini bilmeden... Kırılmış cam parçacıkları gibi parlıyordu gözleri, Keiko da o ışıkta kayboluyordu...

“Keiko, seni seviyorum!”

İlk bir iki saniye sözlerine aklam yükleyemeden bakmıştı ona. Neden sonra ise, anlamsız bir sevinç ve hayret ile kabarmıştı yüreği. İlk gözlerinde bulduğu bir çift göz, kollarında kendini çeken yumuşacık bir ten ve ardından dudaklarında hissettiği sıcacık bir dudak, kısa fakat anlatılamaz bir deneyim olmaktan öte bir tabir almıştı zihninde, yüreğinde. Nazik, fakat bedenini bir çıra gibi tutuşturan dudaklarının sahibi, dün dostuydu onun için, bugünse sevdiğiydi... Bu yalın gerçeğin farkındalığının verdiği şaşkınlık, dudakları birbirinden ayrıldığında da etkisini sürdürüyordu zihninde yankılanırken.. Onu seviyordu. Hayır, sevmekten öte, ona delicesine aşık olmuş olmalıydı ki, siyah bir kadife misali üstlerini örten gecede, ay ışığından daha parlak gözlerini seyre dalmak, kahkalarıyla sarhoş olup kendinden geçmek için can atan yüreğini, güçlükle susturabiliyordu...

“B-ben... Özür dilerim! Niyetim b-bu değildi! Sa-sadece...”

Sadece Keiko'ya, onun da kalbinin, tek bir kişi için atabileceğini göstermişti. Sadece, şimdiye kadar fardemediği hislerini ortaya çıkarmış, bedenini sarmalayan derin heyecan içindeyken, kendisine tek bir bakışından mahrum etmemesini isteyecek kadar aşık olduğunu farkettirmişti. Keiko'nun, kollarını boynuna dolamak, gözlerini gözlerine kenetlemek ve kendisini iyi hissettirecek bir öpücük daha alabilmek için yanıp tutuşurken bulmasını sağlamıştı, onsuz olamayacağını kulağına fısıldarken esen rüzgar... Gözleri... Bu gözler karşısında, şimdiye kadar nasıl bu kadar kör olabilmişti ki? Hele o sesi... Mozart'ın 25., Beethowen'ın 9. senfonisinden bile güzel o sesinin farkına nasıl varamamıştı şimdiye kadar? Belki de Mamoru kadar cesaretli değildi, hatta belki de, özgüvenini sıfırlayan tek varlığın karşısında konuşmaya çekinmişti. Kim bilebilirdi ki, daha duygularının sahibi bile yeni farkına varırken...

Derin bir nefes alıp gökyüzüne baktı. Sabahın erken saatlerinde başlayan yağmur, iki saat sonra dinmişti, nemli yeşilliklerin üzerindeşimdi altınsı incileriyle parlıyor, lacivert bir gökyüzü titriyordu üstlerinde. Topraktan, ağaçlardan yayılan ıslak solukta şer şeyin içine işleyen bir etki vardı adeta. Titrek ay ışığını yorlamakta güçlük çeken ay, fuzuli bir çaba harcıyormuş gibi büzülmüştü şimdi. Gecenin saçlarına tutuşturulan inciler gibi parlayan yıldızlar, kendisine hiç olmadığı kadar uzak geliyordu o anda. Başını, Mamoru'ya çevimekte o kadar zorlanıyordu, o kadar biçare düşüyordu ki, varlığının tadına doyasıya varamıyordu bile. Yüreğine binen o farkındasızlığı kaldırınca, aşkıi bir şelalede akarcasına tüm vücudunu kaplamıştı şimdi. Fakat bu bile, öylesine yavan, öylesine kuru geliyordu ki Mamoru'nun sevgisinin yanında... Kim bilir kaç defa, şu anda hissettiği o derin üzüntüyü yaşatmıştı ona... Kim bilir kaç defa aşkıyla alay edercesine onun koluna girmiş, kaç kere başını göğsüne yaslayıp oturmuştu onunla... Şimdi değil kendini onun yerine tümüyle koymak, çektiği ızdırabı düşünmek bile ne denli acı veriyordu Keiko'ya! İşte bu yüzden, acizdi bir kaç kelime etmeye. Oysa ki içinden, ona nice sözler haykırmak geliyordu o an. ' Seni seviyorum, ' demek geliyordu. ' Ben de seni seviyormuşum meğer. Hayır, hayır... Sevmekten de öte bu duygu, biliyorum.. Aşk olmalı bu, ancak benim gibi bir budalanın anlayamayacağı tek his. Fakat artık, yalnızlığımda dolunayı seyre dalmamın bana neden ayrı biz haz verdiğini biliyorum. Seni hatırlatıyor çünkü bana, gecenin sadeliğine yakışan o parlaklığıyla, seni anımsatıyor sanki... Yahut neden, neden o gözlerine karşı koyamadığımın bilincindeyim artık. O bakışların kalbime akıyormuş meğer, meğer ondanmış o gözlerde, bilemediğim aşkımın haykırışları... Ben de seni seviyormuşum meğer, ben de sensiz yapamazmışım... Sensiz bir türlü, bir türlü olamazmışım... '

Eskiden farklı melodiler fısıldayan rüzgar, şimdi yüreğinin biçare haykırışlarını duyurmak istercesine susuyordu ona karşı. Ağaçların arasından sinsice ilerliyor, kuruyan yaprakları yavaş yavaş, sallana sallana indirirken, uzaklarda çıkan küçük toz bulutlarını da peşine takıp sürüklüyor ve beni duygularım altında ezilmeye mahkum ediyordu. Oysa ki yüreği, biçare yakarışlarını onun varlığıyla susmak, ruhu onun gülüşüyle yeniden can bulmak, gözyaşları onun bir bakışıyla dinmek ve dudakları, onun dudaklarıyla buluşmak istiyordu. Bu derin arzu ile mahcup bir şekilde Mamoru'ya dönerken, kollarından omuzlarına, oradan da sırtına derin bir uğuşma ve sıcaklık hissi yayılmaya başlamıştı. Şimdi bile aralarındaki iki karışlık mesafe, bir ömür boyuymuş gibi geliyordu ona. Ta ki elleri, onun elleriyle buluşuncaya dek... Ve yüreğinin yakarışları, dudakları onun dudaklarıyla buluştuğunda susuncaya...





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   C.tesi Haz. 12, 2010 5:40 pm

Tom M. Anderson :

1. Rp'nin devamını bekliyorum.Çok güzel br gidişatı var. 2. Rp'de biraz aklım karıştı ama yinede güzel bir örnekti.

Natalia Ellié O'rélia :

Teşekkürler canım.Bende daha neler var bir bilsen.Yakında diğer eserlerimi de göreceksin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   C.tesi Haz. 12, 2010 11:35 pm

Lillian'dan Bir Eser Daha :

St. Mungo'daydım. Sürekli ileri geri yürüyordum. İçeride hasta olan ve bizi bırakan babam vardı. Ondan nefret ediyordum. Anneme baktım. Bizi sevmeyen ve bizi terk eden adam için ağlıyordu. Bu çok saçmaydı. Bense ne bir üzüntü duyuyor, ne de ağlıyordum. Biraz bekledikten sonra pencerenin yanına gittim. Gökyüzüne baktım. Her taraf yıldızdı ve dolunay tüm ihtişamıyla parlıyordu. Bir süre bu manzarayı izledim. Babam tedavi edilemeyecek bir hastalık altındaymış. Ölebileceğini söylüyorlardı. Acaba ölmeden önce annemle, bana ne diyecekti çok merak ediyordum.

Bir süre sonra babamı ziyaret ettim. İçeri girdiğimde babam yatakta yatıyordu. Bitkin, yorgun bir hali vardı. Ona bakıp :
'' Neden bizi bıraktın ? ''
diye fısıldadım. Babam bir şey demedi. Zaten diyemezdi de. Hızla kapıyı çarpıp odadan çıktım. Ne kadar kısa bir ziyaret olmuştu. Zaten ziyaret için de annem zorlamıştı. Neymiş hastalığının biraz hafiflemesi için mutlu olması gerekiyormuş.

Bir süre daha bekledim. Artık sıkılmıştım. Bir kitap alıp okumaya başladım. Ben kitabı elime aldığımda annem yüksek sesle :
'' Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun? Baban ölmek üzere... Sen ise burada oturmuş kitap okuyorsun! ''
diye bağırdı. Etrafıma baktım. Herkes bize bakıyordu. Biraz kendimden utandım ama sonra başımı kaldırarak :
'' Neden onun için üzüleyim ki? O bizi bıraktı, anne! O adam için senin gibi ağlayacağımı mı sanıyorsun? ''
dedim ve annem yüksek sesle ağlamaya başladı. Herkes bana iğrenç bir yaratıkmışım gibi bakıyordu. Onları ne ilgilendiriyordu ki? Siyah saçlarımı savurup aşağı kata indim.

Hızla merdivenleri indim. Yaşlı, hasta bir kadın kolumdan tutup :
'' Neden annene öyle davrandın! İyi ki benim evladım böyle değil. ''
'' Sen neden karışıyorsun! Seni ilgilendirmez. Hiç bir şey bilmiyorsun, aptal kadın! ''
diye bağırdım. Hızla yürümeye başladım. Yürürken tenimde ıslak göz yaşlarını hissedebiliyorum.

Neden herkes üstüme geliyordu. Annemin yanına gidip ondan özür diledim. O ise gözü yaşlı '' Baban öldü, mutlu musun? '' dedi. Bense ağlamaya başladım, nefret ettiğim adam için...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Ptsi Haz. 14, 2010 1:38 am

YORUM LÜTFENNN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Natalia Aphrodite Tesher
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 78
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 78
avatar

Oda Arkadaşı : Natalia Ellié O'rélia. İkiz :D
Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 05/06/10
İş/Hobiler : Rp yazmak
Nerden : Bunu sorarken aklından neler geçiyo acep .P
Lakap : ßisu , ßilsu, Kuzu, Pikaçu (pikaçunun böyle yazılmadığını bende biliyorum *-*)

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Ptsi Haz. 14, 2010 2:30 am

İlknurrr <3 Döktürmüşsünyine Very Happy Mükemmel olmuş ^^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Miley Natalie Leonél
İnsan | Güç Seviyesi : 60
İnsan | Güç Seviyesi : 60
avatar

Oda Arkadaşı : Evim var!Sonunda evime birisi geldi Lillian Aurélia Slogéra
Mesaj Sayısı : 192
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : öğrenciyiz başka ne yapalım
Nerden : Nasville / Tennesse
Lakap : N ~Lié~Smiley~Miley Ray~Destiny Hope

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Ptsi Haz. 14, 2010 4:07 am

Bilsu'ya katılıyorum
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Haz. 15, 2010 1:12 am

Sağolun arkadaşlar.Benim yaptığım her bir halt nedense güzel olmaya başladı.Ayrıca beni sizler yarattınız xD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Haz. 15, 2010 8:30 pm

Lillian'dan Bir Eser Daha;

Gecenin karanlığında yürüyordu.Kara Orman'da yürüyen kaybolmuş bir melekti o.Ay ışığı parlatıyorrdu yolunu.Sanki karanlık üstüne çöküyordu, onu emiyordu.Nerede olduğunu bulmaya çalışıyordu Beyaz Melek.Sonra birden bağırmaya başladı önündeki kocaman yaşlı ağaca:
" Neden gittin ha neden bıraktın beni neden? Zor mu geldi benimle bir ömür paylaşmak, söyle. Ben bir tek sana güvendim, sen sahip olduğum tek arkadaştın. " dedi. Biraz durdu ve sonra sessizce şu sözleri sayıkladı:
" Peki şimdi nerdesin? "
Bembeyaz elbisesi simsiyah olmuştu.Sonra bir fırtına başakladı.Şimdi ne yapacaktı.Koştu koştu kendinden kaçmaya çalışıyordu.Ormandan hemen uzaklaştı.Bomboş vadideki mezarlığa gitti.Sanki mezar taşları onun çocukluk arkadaşlarıydı.Onlara sarıldı ve ağlamaya başladı.Çok yalnızdı.Sanki birilerini bekliyordu.Kısa bir süre sonrayanında biri varmış ggibi konuşmaya başladı:
" Neden öldürdün kendini neden? Sen bana dememişmiydin.Ölene kadar dostuz diye.Tabii yalancısın ya dayanamadın, ciddiye alacağımı biliyordun ve kendini öldürdün. "
Boşluktan bir ses geldi:
" Evet dayanamadım.Ama ciddiye aldığını bildiğim için değil, sana değer verdiğimi anladığım için.Anla artık ben birine değer vermeye alışık değilim. "
" Alış o zaman.Seni geri döndürmek için neler vermezdim.Ama artık bitti git burdan git!! "
Ses uzun bir süre kendini tekrarladı.Tam o sırada mezarlığa birisi geldi.Eski paslı bir mezar taşının altına bir demet gül koydu.O mezar taşının kime ait olduğunu ggörmek için yanına gitti.Mezar taşının üstünde şunlar yazılıydı:
" Burada insanlığın temeli, kaderin seçimi yatıyor.Eğer bunu okuyan sensen Beyaz Melek; kader seni seçti sen öl… “
Buna bir anlam verememişti.Daha sonra mezarlıktada rahat bulamayacağını anlayınca gitti.Yolda komşuları Bayan Êowyn’ u gördü.Annesi ve babası öldüğünde ona çok yardımcı olmuştu.Ona:
“ Merhaba Bayan Êowyn “ dedi.
Tepki vermedi bile.Etrafta çığlıklar attı kimse duymadı.Daha sonra boşluktan bir ses geldi:
“ Bana kızabilrsin tamam ama dediklerimi yap lütfen.Önce yavaşça yere bak ddaha sonra kendine.Ne görüyorsun? “
“ Yerden yaklaşık 30 metre yüksekteyim ve cildim solgun.Başka bir şey var mı? “
Sonra göz bebekleri büyüdü.Beyaz Melek gerçek bir melekti aslında.Yani o aslında ölmüştü…

Lillian'dan Bir Eser Daha ;

Gece Evi'ne ilk gelişimi hatırlıyorum.Herşeyi mahvediyordum.üçüncü sınıf günlerimi özlüyorum.Dördüncü sınıfken artık anlamıştım her şeyi.Düzenimi kurmuştum.Dostlarım bana ihanet etmeseydi harika bir yıl olurudu.Ama olsun yine de bir çok kişi hayrandı bana o zaman.Kimse ama kimse arkadaşım değilidi.Ne kadar eğlenceliydi o yıllar.O kadar müthişti ki üçüncü ve dördüncü sınıf.Harikalardı.Ben o yılları özlüyorum.Özellikle dördüncü sınıf.Anakin'in peşime takıldığı sınıf.Ya beşinci sınıf ? İşaretime tamm alıştm.Düzenimi kurdum.Bir gün şehre indiğimde bandanam kaydı ve gördüğüm şey neydi ? İşaretim düşmüştü.Büyük bir şok yaşadım.İşaret olmayan alnımı bandana ile sardım.Okulda eşyalarımı topladım.Bunu yüksek rahibelere söyledim.Herkese veda ettim.Özellikle Aléxis, Katié, Aphro, Natalia, Anakin ve Miké.Onları herkesten ve herşeyden çok özleyecektim.Hem mutluydum.Miley ile daha çok zaman geçirebilecektim.Hem de üzgündüm.Tüm dostlarımı arkamda bıırakıp gidecektim.Ama geri dönemezdim Gece Evi'ne.Sonra herkesle vedalaştım ve gittim.Şimdi mi ? Oklahoma Üniversitesi'nde okuyan bir üniversite öğrencisisiym.Orada kalıyorum.Oraya taşındıktan bir iki gün sonra Anakin bana döndü.çok sevinmiştim hem de çok.Bana tümacıları unutturdu.Her ne kadar her gece ağlasamda mutlu olmadığım söylenemez.Tabii bu Gece Evi'ni ve tüm dostlarımı çok özlediğim gerçeğini değiştirmez.


En son Lillian Aurélia Slogéra tarafından Çarş. Haz. 16, 2010 12:03 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Haz. 15, 2010 8:45 pm

Tüm Eserlerim Yorum ve Eleştirirlere Açıktır !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Miley Natalie Leonél
İnsan | Güç Seviyesi : 60
İnsan | Güç Seviyesi : 60
avatar

Oda Arkadaşı : Evim var!Sonunda evime birisi geldi Lillian Aurélia Slogéra
Mesaj Sayısı : 192
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : öğrenciyiz başka ne yapalım
Nerden : Nasville / Tennesse
Lakap : N ~Lié~Smiley~Miley Ray~Destiny Hope

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Haz. 15, 2010 8:55 pm

Vuhu ikinci eserini çok sevdim kendi hayatını bir paragrafa yazmışsın.Süpersin kuzu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Haz. 15, 2010 9:12 pm

Sağol kuzu.Hayatımı yazdım.Belki de eserlerimi başka bir başlıkta açmalıyım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brookie Pearl Davis
5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 90
5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 90
avatar

Oda Arkadaşı : Yanlız çalışırım ^^
Mesaj Sayısı : 45
Kayıt tarihi : 06/06/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Çaylağız canım.
Nerden : Manhattan
Lakap : İnsanların bana ismim dışı hitap etmelerinden hoşlanmam.

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Ptsi Haz. 21, 2010 5:48 pm

“Adın ne?” diye sorarken, adamın yüzünde güvenilmez bir sırıtış vardı. “Genevivé…” diye karşılık verdi kız. Kafasının güzel olduğu her halinden belliydi.
“Beni takip et Genevivé…”
Barın arka çıkışından karanlık bir ara sokağa doğru yürüyorlardı şimdi. İçkiyi fazla kaçırdığı için midesi bulanan kız ise nereye gittiklerini soramayacak haldeydi.
Adamın kendini bir yere oturttuğunu fark eden Genevivé görüşündeki bulanıklık hafif hafif geçmeye başladığında “Neredeyiz?” diye sordu zorlukla. Karşısındaki adamın mavi gözleri parladı, beyaz dişleri göstererek gülümsedi. “Önemi yok güzelim.”
Kızın yanına çökerken, bir mum alevi gibi savunmasız hayatına ufak bir nefes hareketiyle son vereceğini düşündü. Yüzünü ellerinin arasına aldı. Kendi yaşındaki kızlara göre daha güzeldi. Esmerdi ve ipek gibi saçları rüzgârın etkisiyle salınıyordu.
Boynuna doğru uzanırken içinin ürperdiğini hissetti. Genevivé’in kanının damarlarında meydana getireceği o güç patlamasını düşünürken bile kendinden geçiyordu. Köpek dişleri uzamaya başladığında kızın boynuna daha da fazla yaklaştı. Dişlerini kızın etinden içeri geçirirken, yaşadığı anlık acıyla çığlık atan Genevivé’in içini saran korku yerini keyfe bırakmaya başladığında genç kız derin bir nefes aldı. Tam o sırada üzerindeki avcının başka biri tarafından çekildiğini fark etti. Yine, bu defa daha derin bir çığlık attı. Anlatması güçtü… Avcının dişleri derisinden uzaklaşırken, etinin bir kısmını da koparmış gibiydi… Bu içgüdüyle, elleri boynunu yokladı. Bir sorun olmadığını anladığında biraz rahatladı.
Fakat avcının duvara fırlattığı çocuğun yüzü sokak lambaları sayesinde aydınlandığında tekrar çığlık attı. “Daniel!” derken boğazına takılan düğüm acı veriyordu…
“Michael dur!” Fakat avcıyı durdurmak için çok geçti. Erkek kardeşine doğru koşarken içindeki umut, çocuğun cansız bedeniyle karşılaştığında soldu… Gözleri karardı, deli gibi ağlamaya başladı.
Avcının sözlerini duyduğunda kardeşine yaşlı gözleriyle baktı, “Ölmedi… Fakat uyandığında burada olmak istemezsin.”




Lanetli Gülüşler adlı bir hikaye başlığım vardı zamanında. Onun için yazdığım kısa bir karakter tanıtımıdır bu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Miley Natalie Leonél
İnsan | Güç Seviyesi : 60
İnsan | Güç Seviyesi : 60
avatar

Oda Arkadaşı : Evim var!Sonunda evime birisi geldi Lillian Aurélia Slogéra
Mesaj Sayısı : 192
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : öğrenciyiz başka ne yapalım
Nerden : Nasville / Tennesse
Lakap : N ~Lié~Smiley~Miley Ray~Destiny Hope

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Tem. 06, 2010 7:07 am

Yeni bir hayat (Bölüm 1)





Yine o telefonun başında beklemeye başlamıştı bir hiç uğruna uzun zamandır bir telefon bekliyordu. Fakat beklediği telefon bir türlü gelmiyordu günler uzadıkça uzadı. Juliet artık dayanamıyordu bazen david’i kendisi arıyordu hep meşgul çıkıyordu ve son bir kez şansını denemek istedi. Numara’yı çevirdi birden bir ses duyuldu “Evet?” juliet o an donmuştu. Sevgilisinin sesini hatırlayamamıştı belki yüzünü de unutmuştur. Juliet kendini toparlayıp “Merhaba david ben juliet” Kısa bir sessizlik oluştu ve david soğuk sesini bırakmış gibiydi “Merhaba juliet nasılsın” juliet’in merak ettiği tek bir cevap vardı ve hemen sormak istiyordu “Birisi mi var?” david sadece “Evet” diyebilmişti. Juliet telefonu kapattı meğerse onca hafta telefonda beklemesi bir hiç uğruna boşuna. Hemen kendini toparlamıştı ilk önce david ile çektirdikleri resimlere bakmıştı hüzünlendi hatta ağladı. Sonra hepsini yırttı attı artık her şey mazide kalmıştı.[/size]



Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, kendine bir günlük tutmaya karar verdi belki yaptığı hataları tekrar, tekrar görebilirdi.



“Sevgili Günlük 01/01/2006



Meğer gözüm kapalıymış, bugün her şeyi düşündüm. Kısaca elde var sıfır hiçbir şey yok. Peki neden saatlerce telefonun başında bekledim bir hiç uğruna mı hayır ben öfkeme yenik düştüm sakın öfkenin gücünü küçümsemeyin sizi ele geçirdi mi. Ona değil çevrendekilere ve kendine zarar veriyorsun bende ilk önceleri bu gücü pek önemsememiştim hatta gülmüştüm. Şimdi cezasını ben çekiyorum belki bunları gerçekten düşünmeliyim. Aslında tek diyebileceğim bir şey daha var aşk diye bir şey yoktur sadece sevgi’nin kötü ikizi ilk önce tatlı gelir fakat acı gerçekle baş başa kaldınız mı aşk o zaman kalbinize zehri vermiş demektir. Her neyse bence bu kadar yeter bence köpeğim portakalı gezdirmem lazım belki gezdirirken aşk acıma bir yöntem bulurum….

Not:Bunu World'en yazdım böyle garip oldu,her eliştiriye açığım ve sadece dört beş bölüm yaıp çıkacağım....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Andrea Monique
3. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 69
3. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 69
avatar

Oda Arkadaşı : I'm alone v.v
Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 10/06/10
İş/Hobiler : Hö?
Nerden : Evden :D
Lakap : Add

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Tem. 06, 2010 4:42 pm

Liena bayıldım süper olmuş (:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Brookie Pearl Davis
5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 90
5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız | Güç Seviyesi : 90
avatar

Oda Arkadaşı : Yanlız çalışırım ^^
Mesaj Sayısı : 45
Kayıt tarihi : 06/06/10
Yaş : 22
İş/Hobiler : Çaylağız canım.
Nerden : Manhattan
Lakap : İnsanların bana ismim dışı hitap etmelerinden hoşlanmam.

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Tem. 06, 2010 5:23 pm

Teşekkürler... (:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alessandra Mitchell Sydné
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 85
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 85
avatar

Oda Arkadaşı : Sphténréll Natalié C'Dléé
Mesaj Sayısı : 116
Kayıt tarihi : 06/07/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : Çaylak//Millete hava atmak...v.b.
Nerden : Rusya//Moskova
Lakap : Sand, Aless, Mitch, Hell...

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Salı Tem. 06, 2010 11:46 pm

Miley müthiş yazmışsın çok sevdim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Miley Natalie Leonél
İnsan | Güç Seviyesi : 60
İnsan | Güç Seviyesi : 60
avatar

Oda Arkadaşı : Evim var!Sonunda evime birisi geldi Lillian Aurélia Slogéra
Mesaj Sayısı : 192
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : öğrenciyiz başka ne yapalım
Nerden : Nasville / Tennesse
Lakap : N ~Lié~Smiley~Miley Ray~Destiny Hope

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Çarş. Tem. 07, 2010 4:42 am

Vayy canına iğrenç eserlerimi seven birisini buldum *-* Duygulandım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alessandra Mitchell Sydné
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 85
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 85
avatar

Oda Arkadaşı : Sphténréll Natalié C'Dléé
Mesaj Sayısı : 116
Kayıt tarihi : 06/07/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : Çaylak//Millete hava atmak...v.b.
Nerden : Rusya//Moskova
Lakap : Sand, Aless, Mitch, Hell...

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Çarş. Tem. 07, 2010 5:26 pm

Miley Natalie Leonél demiş ki:
Vayy canına iğrenç eserlerimi seven birisini buldum *-* Duygulandım

İğrenç değil. Ama kendini biraz daha geliştirsen daha güzel olacak. Bu haliyle zaten başlıbaşına harika.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Isabella Lyndia Mc'Kena
3. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 70
3. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 70
avatar

Oda Arkadaşı : Lisa Gardenia Mc'Kena. Sensiz bir hiçim ikiz. Sen olmadan asla yaşayamam. Seni seviyorum. Unutulmazımsın. Seninle asla ayrılmamalıyız. Senden asla nefret etmeyeceğim. Seni çok seviyorum.
Mesaj Sayısı : 71
Kayıt tarihi : 08/07/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : Gizli Bilgidir.
Nerden : Fransa. Ama Gece Evi'ne Almanya'dan geldim.
Lakap : Bella//Bells//Isa//Dia//Mc'Kena

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   C.tesi Tem. 10, 2010 8:47 pm

~~ Tüm Belalar Hep Beni Bulur ~~



~ Bölüm 1 ~



Nedense ne zaman biyoloji sınavından çıksam çok mutsuz olurum. Her zaman. Sonra en yakın arkadaşımın yanına gider ve biyolojiden ne kadar nefret ettiğimi anlatırım. Her zaman. Ama o günlerden birinde hiç ama hiç istemeyeceğim bir şey oldu ve basit insan hayatım yine, yenidenlik basit kurgusundan kurtuldu. Neden mi ? İşte o gün…



~ Bölüm 2 ~



Parkta yürüyüş yapmak ve tüm günün stresinden kurtulmak gibisi yok şu hayatta. Yine Lexie ile konuşarak yürüyorduk.

- “ Biliyor musun Alice. Artık bir karar vermelisin. Yoksa Alex’i Penny kapacak.”

- “ Biliyorum Lex. Ama Alex’i Penny’nin kapması iyi olur. Çünkü ben Miké’ten hoşlanıyorum. Onun kadar yakışıklı birini daha önce gördün mü sen ?

- “ Hayır. Hadi biraz oturalım Ice. Yoruldum. “

- “ Tamam.

Biraz oturduktan sonra gereçkten çok yoruludğumuzu anladık ve eve gittik. Ama hiç eve gitmemeyi dilerdim. Çünkü odamda beni bekleyen şeyi bilmiyordum.



~ Bölüm 3 ~



Eve girer gitmez odama gittim. Daha sonra gerçekten eve gitmeme sebebimi gördüm. Onu. Gerçekten güçlü ve için için itiraf ediyorum ki o fantastik görüntüsüne rağman onu odamda görmek istemiyordum.

Odamın tam ortasında bir İz Sürücü vardı. Bu berbattı. Bana bir adım daha yaklaşarak törensel kelimeleri söyledi

- “ Alice Pevency;

Gece Seni Seçti. Ölümün Doğuşun Olacak. Kaderin Seni Gece Evi’nde bekleyecek. “ Sonra parmağını tam alnımın ortasına doğru tuttu ve ben çok büyük bir çığlık attım.

Gözlerimi açtığımda yoktu. Hemen aynaya koştum. Alnımda yeni işaretim parlıyordu. Bu çok korkunçtu. Her ne kadar bunu kabullenmek istemesem de Gece Evi’ne gitmek zorundaydım.



~~ Yorumlara ve Eleştirilere Açığım. Word'den kopyaladığım için böyle oldu. ~~

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alessandra Mitchell Sydné
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 85
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 85
avatar

Oda Arkadaşı : Sphténréll Natalié C'Dléé
Mesaj Sayısı : 116
Kayıt tarihi : 06/07/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : Çaylak//Millete hava atmak...v.b.
Nerden : Rusya//Moskova
Lakap : Sand, Aless, Mitch, Hell...

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Paz Tem. 11, 2010 12:01 am

Çok güzel ^^ You is Perfect
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lisa Gardenia Mc'Kena
3. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 80
3. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi : 80
avatar

Oda Arkadaşı : Isabella Lyndia Mc'Kena. İkizim, en iyi dostum, sırdaşım, can yoldaşım. Sen olmadan ne yapardım ? Güvenebilidiğim, açılabildiğim tek insansı canım ikizim. Seni çok seviyorum.
Mesaj Sayısı : 50
Kayıt tarihi : 11/07/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : Gizli Bilgidir.
Nerden : Fransa. Ama Gece Evi'ne Almanya'dan geldim.
Lakap : Lis//Nia//Kena//Garden//Sakar//Bayan Ah-Ne-Kadar-Mükemmelim//Zıt Kutupları Bir Arada Tutabilen Kız

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Ptsi Tem. 12, 2010 5:25 am

Iweyn Stella Darcia demiş ki:
Çok güzel ^^ You is Perfect
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rpgakakademikraliyet.yetkinforum.com
Aurelia Séptember Qixinâ
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
5. Sınıf Çaylak | Güç Seviyesi: 100
avatar

Oda Arkadaşı : Undine Lissa O'Shéa.
Mesaj Sayısı : 120
Kayıt tarihi : 22/07/10
Yaş : 21
İş/Hobiler : Çaylak / Kitap okumak.
Nerden : Evinden.
Lakap : Séph.

MesajKonu: Geri: Şiir-hikaye-rpg   Çarş. Ağus. 11, 2010 4:22 am

Taze çıktııı Razz
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Şiir-hikaye-rpg
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Rp Out :: Eğlence Merkezi :: Sizin eserleriniz-
Buraya geçin: